|
| ||||||
|
|
|
Gülsen ÖZDEMİR Her bir yalnızlık vakti anılar denizine açılıyor. Damla damla hatıra... Yalnızlık bir ışık, anılar ona doğru gelen pervaneler sanki... Yalnız kaldın mı üşüşüyorlar... Önce yağmur gibi çiseliyor, sonra tane tane yağıyor anılar. Sonra sağanağa dönüyor. Sonra her bir yanın hatıralarla sırılsıklam... Ne olacak? Yıllarca birikmişler, gizlenmişler ruhun kıyısında köşesinde. Her biri bir minik kapı. Açılır açılmaz hücum ediyorlar dışarı. Kim bilir ne vakittir saklandıkları yerden çıkıveriyorlar. Yüzlerce hatıra... Binlerce yaşanmış zaman dilimi... Çocukluğundan, okul yıllarına, üniversite hayatına, aileye, eş-dost akrabaya, arkadaş ortamlarına, meslek hayatına dair anılar... Bazen tasnif oluyorlar zaman ve mekan bütünlüğüne. Bazen darmadağınık geliyorlar bardaktan boşanırcasına. Kimi fotoğraflarda gülümseyen insan yüzleri oluyor. Kimi kağıtlarda yazılmış satırlar. Kimi cümle cümle bir olay, kimi sadece görüntüden ibaret bir kare... Kimi hatıralar fotoğraflarla unutulmaz hale getirilmiş, kimi hatıralar da fotoğraflanmasa bile unutulmaz olmuş kendiliğinden. Kimi iç çektiriyor, kimi "ne günlerdi" dedirtip gülümsetiyor hafiften. Kimi de kalbine bir bıçak gibi saplanıp gözlerini dolduruveriyor insanın. Sonrası şu: Hepsi ayrı ayrı birer özlem... Döndürülemeyecek zamanın acımasızlığı karşısında kanın donması... Gök gürültüsü misali gelen hatıralar... Dehşete düşüyorsunuz. "Bir daha yaşanmayacak gerçeği" ürpertiyor bizi. Çaresizliğin vurduğu kırbaç yakıyor ruhumuzu. Geçti desek de geçmiyor, sızısı devam ediyor, bitmiyor. Kapanmayacak bir iz kalıyor kalplerde... Elbette... Maziye gömemezsin hatıralarını. Ne çok şey yaşamışsın, neler biriktirmişsin neler? Yalnız kaldığında üstüne yağan hatıraların altında eziliyorsun haberin bile olmuyor. Yağmur diniyor ama saçaklardan yine damlalar düşmeye devam ediyor. Yağmur sonrası toprak kokusu misali hatıraların kokusu kalıyor bir zaman... Her bir sağanak sonrası sersemliyor insan. Bir darbe almış gibi... Bir keder dalgası... Ve derhal teselli aramaya koyulma tepkimesi... Umutsuzluk mu? Olmaz öyle şey. Bir teselli bulunur hemencecik: Evet, hepsi geçti gitti, bir daha da geri gelmeyecek. Var oluşundan bu yana hiç eskimeyecek, asla mazi olmayacak, gittikçe derinleşecek, içine işleyecek yüce bir varlığa bağlı olmak... Sana "şah damarından daha yakın" olan bir varlığa. Seni terk etmeyecek bir varlığa... Hatıralarının aksine o hep aynı kalacak, o hep olacak...
Ne büyük bir teselli: Her hatıra
sağanağının sonunda kederleri örten merhameti geliyor Rabbinin ve
bir gökkuşağı tebessümüyle tutuyor ellerinden... |
|
| ||
|
|
||||||