Karanlık Şehir (Dark City)

Mustafa BALYAZ

SİNEMA

OYUNCULAR :Rufus Sewell7Kiefer Sutherland, Jennifer Connelly, VVilliam Hurt

YÖNETMEN    :Alex PROYAS

YAPIM          :NEW LİNE CİNEMA,1998

"John Murdoch tuhaf bir otel odasında gözünü açar ve vahşice işlenmiş bir dizi cinayetin zanlısı olarak arandığını öğrenir. Esas sorun hiçbir şey hatırlamamasıdır. Peşinde sadece polis değil, zamanı durdurup gerçekliği değiştiren gizemli Yabancılar da vardır.

Murdoch kaçarken bir taraftan da kişi ligindeki karmaşık sırrı da çözmeye çalışır. Ancak gerçekliğin bir illüzyondan ibaret olduğu bu şehirde, sırlar ölümcül olabilir."

2006 tarihli DVD'nin kartonetinde film bu cümlelerle tanıtılmakta. Yukarıda anlatılanlar sıradan bir film intiba uyandırmasına karşılık, Amerikan sinemasının belki de son yirmi yılında yapılmış en iyi filmlerinden birisi olduğu kanaatindeyim.

Her şeyden önce, ismiyle müsemma karanlık bir film. Bu hem konusu bakımından hem de seyirciye yansıtılan haliyle böyle.

Matrix'in atası sayılabilecek olan film, derdini onun gibi küstahlığa varan kibirle değil mütevazi bir şekilde anlatıyor.

Yönetmen, 96 dakika kadar kısa bir sürede pek çok şeyi ustalıkla anlatıyor. Platon'dan bu yana batılıların yabancısı olmadığı ideler dünyasını, saklı seçilmişlerin yığınlar üzerindeki hakimiyetini, Marx'ın yabancılaşma teorisinin yalnız birey olarak değil halk üzerindeki siyasi ve iktisadi yansımasını ve en önemlisi düzenin (kim tarafından kurulduğunun da) sorgulanması gerektiğini...

Bütün bunları hiçbir şey bilmeyen adam üzerinden yaparak, filme sahicilik katıyor. Murdoch haricinde herkes kendince her şeyi biliyor, düzenin kurucuları ve yardakçısı bilim adamı gerçekten biliyor ama karısı dahil hiç kimse neyi bilmediğini bilmiyor.

Murdoch, kendini ararken aslında güneşi ve çocukken yaşadığı güneşli sahil kasabasını arıyor. Şehrin daima karanlık olmasın çok anlamsız buluyor, ama kimseyi inandıramıyor.

Karanlık şehrin en talihsiz adamı kuşkusuz sırrı arayan değil, neden karanlık olduğunu bilen işbirlikçi bilim adamı. Yaptığının yanlış olduğunun farkında ama kendisine sunulan konforu da geri çeviremiyor.

Yönetmen hikayeyi sadece anlatıcı olarak değil taraf olarak anlatıyor. Yaşadığımız dünyanın film kadar karanlık olduğunu ancak buna uyanmamız gerektiğini söylüyor.

Velhasılı kelam, aramakla bulunmaz ancak bulanlar yalnızca arayanlardır sözüne itimat edenlerin mutlaka bir şeyler bulacağı bu filmi yirmi yaşını ikmal etmiş, askerliğini yapmış herkese hararetle tavsiye ederim.