çocuk

Şükrüye BODUR

çocuk sen sabah güneşinin ilk ışıklarını bilir misin
daha g
üneşin kızıllığı yansımamışken papatyalara
yaşlı dedemin serin yollardan gidişini üzüm bağına
hiç duydun mu buruksu ötüşlerini kuşların

bir yağmur sonrası çıkıp yeşil tepelere
bıraktın mı renkli uçurtmanı rüzgarın kollarına
çocuk sen hiç çocuk oldun mu
insanlar unutmuşken insanlığını
hala şarkı mı söylüyorsun güvercinlere

dünya dar geliyor insanlara katilce bakışlar yankılanıyor
büyümeyi beklediğin sokaklarda
biliyor musun çocuk hayal kuruyorum bazen
büyük bir savaşta toplar tüfekler içinden
beyaz gülleri kırmızı karanfilleri

yeşil gövdeli fesleğenleri

şimdi anlamazsın çocuk
babanın karma karışık
sokaklarda adımlarını
ıslanmasın diye yağmurdan
ceketinin altına koyusunu ekmeğini

senin de gülücükler saçan gözlerin ıslanacak
bir gün yürüyecek üstüne geride bıraktığın çocukluğun
özleyeceksin çocuk olmayı çocuk

bir bardak süte ağladığın günleri
kokusu olmadan savaşın içinde
g
öz göre göre sen de seveceksin savaşı
keşke hep çocuk kalsan çocuk