|
|
|
Kibrit Kutusu Kadar...
Melike METİNER
İçi boş
yaşanmışlıklara tümünde...
Karşıdan
hafifçe yaklaşan karaltı, birbirine sokulmuşluk esnasında iki
kişinin tek görünen hali, daha gerisinde başka bir hal...
Önünde
boş cadde, cadde de kısık bir ses: kibrit alır mısınız? Sokak
lambasının dairesel aydınlığında ağırlanan tanecikler döne döne
eriyen, siyahlaşan aklık... Soğuğun yumuşak tonuna çalan, miskinlik
hevesini yırtarak, aniden duyulan kısık ses:
Kibrit alır
mısınız? Sesin önünde, hareketsiz geçişler, vücutlarının sıcağa
sarmalanmışlığına karşılık, gözlerinde morg izinin aşikar
ürpertisi...
Bu tanınmış
gözlerin, en yufka yürekli sahipleri, başını acımakla çevirmek
arasında kararsız bırakanlardır. Zoraki kımıldanış başlar, kalabalık
ya da yalnız her halükarda birinin diğerini andıran ayak sesine
karışarak uzaklaşır. Tap, tap...
Mesafe büyüdükçe,
ses küçülür, ufalır. Kibrit alır mısınız? Al-say-dı-nız.
Caddenin karşısında
yükselen evlerin, beyaz, sarı ışıkları boğuk sesin yüzüne yakışır.
Akisler bırakarak gölgeler karanlıkta kalan tarafını. Az önce
çığlığın felaketini görmezlikten gelerek, geçip gidenlerin aydın
kafalarını karanlığa boğarak. Yüzlerce defa gömerek içimizi bize,
bizi içsizi iğimize.
Sarhoş
beyinlerde, uyuşukluk hissiyle yatsılaşan yüreklerini koltuk altına
sıkıştırarak, kapayarak vicdan deliklerini ruh solumalarına... El
yordamıyla bulunmuş eksiltili mutluluklarını, bakışlarının ucunda
gizleyerek besleyen... göstermeden büyüten ruh sahipleri...
Sağ
avucunun sıcaklığına büzüşen, sol elinin parmakları gibi saf,
sığınmaya muhtaç... Titrek sesin önünden akıp gider... Kayıp gider
sesi... Göğsünü gererek, ezik: Kibrit alır mısınız? Küçük bir
kibrite, koca dünyayı alır mısınız?
Bir filmin içindedir
titrek ses, koca bir dünya bu filmin içinde... Sabahın ilk
ışıklarıyla, kibrit kutularına sarar öksürüğünü... öğleyi, akşamı
ezer bu öksürük... gece bekleyişe geçer, nihayet günün hasılatı
gülen yüzünde tortulaşır. Kayar filmin sermayeye akan donuk yönü,
sarar filim kendini, sesini, çığlığa kardeş sesini...
Şimdi
gecedir, gecenin adı bekleyiştir. Tanıdık kocaman bir elin, " ben
varım artık; haydi gidiyoruz" diyene kadar, ince bileklerini
avuçlayışını özleyiştir gitmelere...
Gece bitmeden adını
koyar saatler, film rolleri dağıtıp karartıverir ekranını ansızın.
Umutlar yere düşer,
titrek ses önüne eğerek başını, yalnız yollara... yollar evine uzar,
yalnızlık yüreğine... Tenha da kalabalıklaşan yanı sarar yükünü,
karanlık sokağın en sonundaki ışık süzmesinin gözüne doğru kaybolur
sureti...
Ertesi sabah başka
bir ses yankılanır...
Titrek...
Kibrit alır
mısınız?
|
 |
 |
|
|
|