|
|
|
Hayatı Tam
Kalbinden Yakalamak
Aşkın
e Hali Edebiyat dergimiz ile ilgili bir toplantıda, edebiyat nedir
sorusuna; "Edebiyat hayatı tam kalbinden yakalamakla başlar ve
karanlıklar içinde yol aldığımız tünelin ucundaki ışığın, hakikat mi
felaket mi olduğunu haber verendir," şeklinde cevap vermiştik.
Verdiğimiz
bu cevaba uygun şekilde Aşkın e Hali Edebiyat dergimiz sizlerin
katkılarıyla adına yakışır şekilde 8. sayı ile yoluna devam ediyor.
Edebiyat bir yönüyle
soyuta yönelmektir. Soyuta yönelmek ise işin önemini bilmeyenlerce,
olandan kaçış olarak nitelenir. Ayrıca edebiyatçılara burun
kıvırmak, küçümsemek, boş işlerle uğraşıldığı isnatlarında bulunmak
adettendir. Biz dergi olarak doğru bildiğimiz yolda yürümeye devam
edeceğiz. Ne demişler? "Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır ama bülbül,
kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini kesmez."
Bize iletilen bir eleştiri
de bir yazarın birkaç farklı eserine yer verilmesi konusundaki
görüşlerdir. Bu durum elimize ulaşan eserlerin azlığından değil,
bizim titizliğimizden kaynaklanıyor. Belli düzeyi yakalayamamış
insanların gönlünü etmek için her yazıyı dergiye koymayı okuyucuya
haksızlık olarak görüyoruz. Bugüne kadar dergimiz sanattan anlamayan
insanların podyum yeri olmadığı gibi bundan sonra da olmayacaktır.
Biz eserin kalitesine bakıyoruz. Eğer eser yayınlanmaya değer ise
bir kişiden birkaç farklı ürün yayınlanması bizi hiç de rahatsız
etmiyor. Bu bizim yayın anlayışımızdır. Dergideki eserlerin kalitesi
konusunda yapılacak eleştiriler bizleri daha cok sevindirecektir.
Aşkın
e Hali Edebiyat dergimizin bu sayısı yine dopdolu. Dergiyi "yazmanın
bir ocağı" olarak gören yazarımız Metin Demirci "Edebiyat Günleri"
isimli söyleşisinde, sizleri şiir konusunda bilgilendirmeye devam
ediyor. Yazarımız kendine ait, "anladım uzun geceler kıştan değil
yaştanmış" şiirinden yola çıkarak bilinçli bir şiir kurmanın resmini
ortaya koyuyor. Bu şiir incelemesinde, edebi sanatlar hakkındaki
teorik bilgilerimizi pratiğe aktarıyor. Bu konuda benzerine az
rastlanır bir yazı okuyacak siz değerli okuyucularımız.
Dergide yer verdiğimiz
şiirlerde Kenan Yasarın "çalar saat"i ile Mehmet Okumuş'un "gizesrar"ı,
görsel şiirin ulusal düzeyde iyi örnekleridir diye düşünüyoruz. Çin
şiirinde ideogram denilen görsel şiirlerdeki "resimli semboller"
şiirin manasına katkıda bulunmaktadır. Bu tarzda ilk olarak 5.
sayımızda "kum saati" isimli şiiri yayınlamıştık. Bu şiir tarzını
seveceğinizi umuyoruz.
Mehmet Aydınkal
ve Nihat Örs bu sayımızda aramıza katıldılar. Mehmet Aydınkal'ın
"Sanatsal Yaratı Bağlamında Şiirin Zeka Katsayısı" ile Nihat Örs'ün
"Divan Şiirine Dair" poetika yazıları herhalde uzun zaman
konuşulacaktır.
A.Uğur
Olgarın "Savaş Haikuları" yoğun duygu ve düşünceler içerir
güzellikte.
Doç Dr
Mehmet Evkuran'ın "Söylenmeyen Her Söz, Gelecekteki Gürültüye
Katkıdır" isimli denemesi, dilin önemi ve düşüncenin ifade
edilememesinin mutsuzluğa sebep olması ile er geç toplumsal alanda
ortaya çıkardığı sorunlara işaret eden içerikli bir yazı.
Halit yıldırım'ın
"Güneş Altında Buz Satmak" isimli denemesi "zaman ve hayat"
kavramlarını her yönüyle ele almış iyi bir deneme.
Yine Toprak Saygın'ın
"Tanrı Kadar Özgür" isimli yazısı deneme türünün en iyi
örneklerinden olduğu gibi konu itibarıyla da son derece özgün.
Dergimizin kurucusu Paşa
Çeten'i burada bir kez daha rahmetle anıyor ve onun "gül dudakların
kaldı" isimli şiirinin besteleyen Halit Yıldırım'ın eserine yer
veriyoruz.
Bu sayıdaki
öykülerimiz de yine son derece iddialı. En iyi öykücülere taş
çıkartacak niteliklere sahip.
Yer darlığı
nedeniyle değinemediğimiz diğer yazı ve şiirlerimizde son derce
kaliteli.
Bize ulaşan
dergileri tanıtmaya bu sayıda da devam ediyoruz.
Yeni bir sayıda
buluşmak dileğiyle Ramazan Bayramınızı kutlar esenlikler dileriz.
|
 |
 |
|
|
|