Şavkı Bey

Metin DEMİRCİ

Nezih bir ortam... Işıklar loş. Salon dolu Herkes sessiz ve sakin. Kürsü epeyce yüksek. Konuşmacı protokolün tepesinden bakmak zorunda.

"Vali buna itiraz ederse" dedi Şavkı Bey. Sonra, 'Yok yok, vali büyük adam böyle basit şeylerle uğraşmaz" diye teselli etti kendi kendini. Gitti arka yerde bir koltuğa oturdu. Çok yorulmuştu. Bir haftadır koşturuyordu. Ne badireler atlatmış, ne engeller aşmıştı bu işi buraya getirene kadar.

Konuşmacı vakur bir edayla kürsüye çıktı. Çantasını açtı. Konuşma metnini, su şişesini özel su bardağını, gözlüğünü, mendilini, not defterini ve küçük bir bisküvisi paketini masanın üzerine koydu. Konuşma metnini düzeltti ve hafifçe dinleyicilere baktı, "Değerli dinleyiciler' diye söze başladı.

Konuşmacı iyi bir adama benziyordu. Galiba işinin erbabıydı. . Bir şeyler söylüyordu kürsüden sakin sakin. Şavkı Bey herhalde sorun olmayacak diyecekti ki bir ses duyuldu, "Vali Bey teşrif ettiler" Vali Bey ardında bir kaç müdürle birlikte içeri girdi.

"Vali son anda fikrini değiştirmiş olacak' diye düşündü Şavkı Bey. "Her neyse" dedi ve valiye doğru koştu. Ama konuşmacıdan da dinleyiciden de hiçbir tepki yoktu. Konuşmacı hiçbir şey olmamış gibi konuşmasına devam ediyor, dinleyici de pür dikkat onu izliyordu. Vali oturacakmış gibi yaptı, birden vazgeçti ve seyirciye dönüp bağırdı, "kalkın ayağa, devlet geldi, devlete saygınız yok mu sizin?" Halk birden şakır şukur ayağa kalktı.

İşte şimdi hapı yuttuk dedi Şavkı Bey. Koştu, "Hoş geldiniz efendim, buyurun buyurun " diyerek valiye yer gösterdi. O da ne... Konuşmacı hiçbir şeye aldırmadan konuşmasına devam ediyordu. "Eyvah" dedi bir kez daha Şavkı Bey endişeyle ama bu kez korktuğu olmadı. Ortalık yatışmış, vali yerine oturmuş herkes yine konuşmacıyı can kulağıyla dinliyordu. Ayakta dolaşmak iyi olmaz diye düşündü ve dikkat çekmemeye gayret ederek gitti boş bir koltuk bulup oturdu.

Oturdu oturmasına ama sorular peşini bırakmıyordu Şavkı Beyin. "Ne olurdu yani şu vali de gelip sessizce yerine otursa ve biraz hoş görülü olsa. Ya konuşmacının tavrı...O da yanlış. Madem herkes kalktı, ne olur yani sen de sussan iki dakikalığına ve ayağa kalksan. Mektep medrese okumakla da olmuyor bu işler" dedi, sağına soluna bakarak. "Amana" olan oldu, her ne olduysa, işler rayına girdi diye düşündü ve biraz daha rahatladı Şavkı Bey ama bu kez de başka sorular sıkıştırmaya başladı onu, "Ya bu konuşmacı dosdoğru konuşursa... "

Birden bir baskı hissetti böğründe, " Beyefendi, Beyefendi... Kalk geç oldu, buraları temizlemem gerekiyor, lütfen uyanın.' Şavkı bey hemen kendini toparladı ve, "Ne oldu, herkes nereye gitti" diye endişeyle kapıcıya sordu. Kapıcı, "Bir şey olmadı efendim, herkes dağıldı, bir siz kaldınız, siz de uyuyordunuz, uyandırmadım. Ama efendim burayı temizlemem gerek. Ne yapayım beyim, ekmek parası işte."

Şavkı Bey kapıcının bir şeyler mırıldanarak peşinden gelmesine aldırmadan birden geri döndü ve, 'Bırak şimdi onları, söyle konuşmacı dosdoğru konuştu mu" diye çıkıştı. Kapıcı doğal haliyle cevap verdi, "Valla beyim, konuşmacı doğru mu konuştu dosdoğru mu konuştu bilmem ama herkes memnundu. Vali dahil herkes alkışladı. Hatta vali giderken adamın elini sıktı. Dosdoğru konuşmasa her halde vali bu kadar memnun olmazdı."

"Tamam anlaşıldı" dedi Şavkı Bey. Rahatlamıştı. Korktuğu başına gelmemişti Şavkı Beyin. Yorgunluktan bir oturakta uyuyakalmış, hepsi o. "Oh be iyi ki rüyaymış" dedi kendi kendine ama birden bir endişe daha sardı, "Vali Bey beni o halimde gördüyse" diye "Tam da uyuyacak zamanı bulmuşum. Ne yapacağım ben şimdi, valiye ne diyeceğim ben şimdi" diye terlemeye başlamışken yine yan tarafından aynı baskıyı hissetti. Yine böğrünü biri sertçe dürtüyordu. Ne oluyor yahu demeye kalmadı ki hanımının, "Şavkı bey, Şavkı  Bey!  ne oldu, kabus mu görüyorsun?"diyen sesiyle uyandı. .

Şavkı Bey bir kez daha kendini yokladı ve, 'Oh be... Bu da rüyaymış" dedi ve yataktan fırladığı gibi lavaboya koştu. Ardından çantasını ve paltosunu aldı ve kahvaltıyı hazırlayan hanımına, "Bir şey hazırlama hanım, toplantıya geç kaldım, ben gidiyorum," dedi ve acele dış kapıya yöneldi. Ardından, "Şavkı Bey! Bari rüyanı anlatsaydın... Senin rüyan hep çıkıyor" diye bağıran hanımına, "Hanım, hanım...Ağzını hayra aç" dedi ve hanımına çaktırmadan bir şey aranıyormuş gibi yapıp böğrünü yokladı ve düzenlemeyi yüklendiği toplantının yapılacağı yere doğru yola çıktı.