|
İki
Mektup Bir Tutsak Yürek
Abdulgani AKSAN
.../.../2007
Bir
tanem,
Bu gece
yaşanan
bir 'ah'ı gördüm sözlerinde. İçime saplandı kaldı her şey... Ne de
geç kalmışım sana, ne de uzakmışım sana... Anlıyorum...
Geç
kalmışlıklar yıpratır elleri; gözlerine bir nefes süremezsin. Ve
biliyorum ki nefessiz kaldığın an ölürsün... Ben ki bir ölü! Seni
öldürmüşüm! Küçücük ellerine bırakmışım onca yükü; düşünmemişim
çökmüşlüğünü, düşünmemişim geceyi, düşünmemişim; düşlemişim
güzellikleri, bekleyerek seni... Seni güzelliklerden uzak tutarak...
"En güzel
günler bizim olacak" derken senden çaldığımı bilmemişim en güzel
günleri; yüreğime en bahar yüzünü kan revan
içinde
bırakmışım. Gözlerin yorulmuş bana ağlamaktan ben gözlerine bir ömrü
adamışken...
Seni
gece'ye bulayarak karanlığa
gömüldüğümü sanmışım. Oysa sen aydınlığım, sevdiğim... Örtülmüş
yüzüm, körlüklere aşina yüreğim sana da körelmiş...
"Hiçbir
lügatin sayfalarında rastlanmaz sana sevdamı anlatacak bir kelimeye.
Ve tüm AŞK sözcüklerini toplasam bir "SEN' çıkmaz..."
Ben
şimdi bu tükenmişlikle kaybettiğim hangi güne süreyim
gözyaşlarımı, gözlerimden akanları sen görebilir misin şimdi.
Uzakta, sevdalı bir yürekle...
Asık
suratlı hayatıma, 'SEN"
katıldı...
Artık düğümlenen bir cümlesin dudaklarımda... Nereye baksam "SEN"...
"Bitanem!!!
Seni
kelama dökmek,
yani yüreğimi, yani AŞK’ ı, yani GeCe’ yi, yani bütün kainatı
anlatmak neden bu kadar zor? Oysa gözlerimdeki parıltı ve yüzümdeki
tebessüm yeter her şeyi anlatmaya..."
İçime
sen kokan derin bir soluk
çekiyorum... İçimde koca bir kentsin, fark etmeden yıktığım bir
avare kent...
Sen gülersen
bütün hüzünlerim yok olur
ama sana hediye edemeden gülücükleri gözlerinden almışım
sevincini...
Ben ne
de körmüşüm...
Şimdi yüreğimdeki seni anlatabiliriyim sana? İçimde ne kadar
büyüdüğünü sana haykırabilir miyim? Hayır!!!
"Benim
sevdamın
rengini "MAVİ' taşıyan şu duvarlardan korkuyorum. Daha depremin
şokunu üzerinden atamamış ve her an artçı bir deprem yaşanmasını
bekleyen bir şaşkınım şimdi. Duvarlar sanki üzerime çökecek. Ve ben
sana en hasretken, sesini duymamışken bir uykuya dalacağım. Sonsuz
ve sensiz! Sesini
duymalıyım ve gülüşün yankılanmalı odamın her köşesinde..."
Sevdanın
rengini soldurmak bana mı armağan? Ne olur tükenmesin içimdeki sen.
Sözlerden
avare dilim kör cümleleri sundu yüreğine, yüreğim yandı... Cam
kırıkları
batıyor ellerime...
Ellerim kanıyor
avuçlarına
koca bir sevdayı bırakmışken...
"Şimdi
bütün gülleri senin ellerinde koklamak istiyorum. Her nefesime senin
kokunu doldurmak,
saatlerce gözlerine bakmak ve en güzel düşlere dalmak gözlerinde..."
Kasvetle yoğrulmuş
sevdamdan pare pare sevgiler doğruluyor geceye. Adı AŞK olan
sevgiler... Kırıklardan da öte kırık yüreğimde sevdanla raks ediyor
sevdam. En güzel düşleri sende yaşadım, sen ki kan kuyusu gözlerimde
düşler arıyorsun; güzel düşler. Bilemezsin senli nice düşler girdi
geceme. Ben yalnızken uyandı gözlerimde her şey. Hayat seninle
başladı, seninle devam etmeli ve seninle bitmeli geceyle karışık
duygular...
"Hiç
bitmesin düşümüz, hiç bitmesin sevdamız...'
Ey
benim yangınlardan
öte yanmışlığım! Gözlerime bırak İbrahimi bir serinliği. Kör
duygulara prangalı yüreğimi azat et. İçimde büyüyen süslü hayaller
kenti suskun, ben suskun. Bırak ki sevincimi yarin gözlerinde
dirileyim. Kirpiklerimden asılmadan düşlerim. Bırak sevdamın
ardından koşayım. Hiç bitmeyecek düşlerin, hiç bitmeyecek sevdaların
ülkesine gideyim. Bırak beni yanmışlığım! Bırak...
|