|
|
|
En Uzağında
H.
Melike METİNER
Koyu bir sabah anladım,
ayaz rüzgarın hışırtısıyla ne öksüz oluşumu, ne
öksüz kalışımı yokluğunla... Ucuzdan kazanmadım ki
seni, anneliğini, yitişinle kaybımı, kollarımdan kayışını, buna
kayıtsız kalamayışımı..
Öyle
zor da olmadı gidişin, kör kurşuna
dimdik ayaktayken, hani
ben bağımdayken, hani ceylanın tam
çığırtkan
umutlarını salıvermemişken gençliğine...
Öyle
sen dimdikken işte...
O kara kurşun duvar gibi bedenine
kapkara
saplanmamışken. Elimi ne
de çabuk bıraktın
buz gibi cansız avuçlarından. Beton yığını gibi kanlar içinde
kalbim. Kanlar içinde karanlık
gece. Uykum kanlar içinde...
Gözlerin
geliyor
gözlerimin
içine
mahzun.
Filistin'in gözleri. Gözler kanlar içinde... Direnen, direten
Filistin'in çıkmaz bir
sığınağında. Direnmeden kolayca... Sebebine aklımın yetmediği bir
kinin. Ne
kolay
kurbanı oluşun...
Yıllar
geçti
ardından, pencerenin önünde bu sabah sımsıcak anılarınla
büyüttüm kinimi.
Abartılmış bin masal yığını gibi inanmak istemediğim bir yabancı
hayat. İşte bu hayatın kaçıncı karesindeyim bilmiyorum; kaçıncı
rolümün bitmişliğine uyandım bu sabah... Ve şu dışarının içerinin
sıcağında
eritmemek için ter döküp, buğulanan pencere önünde... Tam da yeni
bir doğuma
hazırlanan İstanbul semasının önünde... Dönüşsüz bir yitişle yiten
bir kentin,
Filistin'in uzağında, en uzağında...
Seni
Özledim....
|
|
|