|
Bir Filmin Düşündürdükleri
Teoman
ŞAHİN
Aşkın-e
Hali dergisinin edebiyat sohbetlerinden birinde Metin Demirci
ağabeyimiz, öyküde "Başlık'ın doğru konmasının ne kadar önemli bir
sorun olduğunu anlatmıştı. Doğrusu ilk anda başlık olayının böyle
ortaya konulması biraz abartılı geliyor insana ama iyi
düşünüldüğünde hak vermemek elde değil; çünkü hayatımızın her
alanında başlık
yada konulan
isimler daha
ilk anda
ilk etkiyi yaratıyorlar.
Hatta ilk izlenimlerimizde bile konu bu isim başlık adı altında
gözümüze çarpıyor. Bu bazen bir insan ismi, bazen bir cadde yada
sokak ismi, okul yada oturduğumuz apartman dairesinin isminde bile
önemli olabiliyor. Etkili isimler aklımızda daha rahat yer tutarken
bazı isimleri nedense kimse hatırlamıyor. Belki buna benzer
nedenlerden dolayı Hz. Resulallah(sav) çocuklarımıza güzel isimler
koymamızı önermiştir.
Takva
Filminin ismi
çarpmıştı beni ve bu filmi bu ismin hatırına olsun izlemeliyim diye
düşündüm. Bu isimle çekilecek bir filmin yönetmeni, yapımcısı bana
göre mutlaka Müslüman olmalıydı. Çünkü filme bu isim asla bir
yabancı tarafından verilemezdi ve bu isme tüm yabancılar yabancıydı.
Tabi bu film yabancı sinemalarda oynarken de bu isimle
yayınlanamazdı çünkü bu ismin ne Fransızca ne de İngilizce karşılığı
vardı. Bir başka ilginçlik de şu ki, başrol oyuncusunun ismi de
"Muharrem' Bundan dolayı olsa gerek film boyunca Hicri 61. yılının
Muharrem ayında meydana gelen Aşure günü faciasına bir atıf diye
boşuna bekledim
Ne acıdır
ki Takva adıyla adlanan bu filmde irfanilik bile esirgenmiştir.
Ancak zikir sahnesini irfanilik zannedenlere değildir bu sözümüz.
Belki de def ve neyden oluşan fon müzikleri bu yanılgıya zemin
hazırlasın diye konmuştur bu filme. Neyse ki filmdeki Muharrem iyi
niyetli ve samimi bir müslümandır. Tabi zıtların birlikteliğinden
hareketle iyi niyetli ve samimi olmayan Müslümanlar da olmalıydı bu
filmde... Muharrem'in kendi halinde inziva türünden yaşamı nedense
çevresi tarafından ona güven duygusu aşılamıştı İnsan içine
çıkmayan, risk almayan insanlara neden böylesi bir duyguyla bakılır
anlamak zor. Hiç denenmemiş insanlara neden güvenelim ki? Anlaşılan
o ki Muharrem'in çevresindekiler Takvanın alametlerinden bihaber
yaşıyorlarmış. Zira biz Takvanın varlığını ancak toplumsal yaşam
içindeki risklerden anlayabiliyoruz. Toplum dışına çıkmış, kendisini
soyutlamış insanın takvası nasıl olabilir ki?
Filmde
Muharrem'in durumundan vazife
çıkaran
zengin bir tarikat şeyhi müritleri de dahil kimseye güvenmiyor ve
Muharrem ile yakın dostluk kurarak ona maddi sorumluluklar yüklüyor.
Peki neden bütün tarikat şeyhleri zengindir? Bu durumu takva ile
açıklayamayız; çünkü takvanın insanı zengin ettiğini tarih yazmıyor.
Peki tesadüfle açıklayabilir miyiz? Hayır. Belki de bu yüzden herkes
şeyh olmayı düşlüyordur. Sınıfsal bir statüyle cennet de
garantilenmiş olsa ne iyi olur, değil mi!!? Günümüzde bu durumu ve
bu hevesi açıklamaya gerek var mı? Şeyhlerin olduğu her yerde
filmdeki Muharrem gibiler de olmak zorundadır diyebiliriz miyiz?
Zavallı
Muharrem'in toplum içine girmesiyle inandığı değerleri sarsılıyor.
Film de çelişkiler birbirini kovalıyor. Muharrem, sudan
çıkmış
balığa dönüyor. Çevresinde kurduğu dünya ile zıt gerçeklikler
yaşanıyor 0 böyle bir yaşama hazır değildir ve iç dünyasında
çözülmeler başlıyor. Muharrem aslında sınavın tam ortasındadır ama o
bunun farkında değildir ve bu yüzden şaşırmaktadır. İdeallerle
gerçeklikler arasında yaşamayı bilemiyor. Sanırım yönetmen zikir
ayininden hemen sonra koyduğu sahneyle bu çelişkiyi de vurgulamak
istemiş diyebiliriz ve hatta bundan daha da ileri giderek vurgulamak
ne kelime gözümüze çomakla sokmuş. Biz bu olayı hala konuşuyor ve
yazıyorsak yönetmene bu bağlamda başarılı olmuştur diyemez miyiz?
Bence
Takva filminde ne anlatıldığından
çok ne algıladığımız daha önemlidir. Sosyal bir hayat, içinde bir
tarikat ve zengin bir şeyh, çevresinde çıkarcı insanlar ve bir
vesileyle bunların arasına karışmış ve o güne kadar yaşam içindeki
çelişkilerle
karşılaşmamış bir insan ve gerçeklerle yüzleşme. Takva Filmini büyük
beklentiler olmaksızın ve toplumsal çelişkilerle ilgili bir başka
açı daha yakalayabilirim zihniyetiyle seyredilebilir buluyorum. Yani
bu filmi yapanların,
çelişkileri
böyle bir konuyla yansıtabilme cesaretinden dolayı bu şekilde
ödüllendirebiliriz diye düşünüyorum. .
Çevremdekilerin bazıları filmin isminin içeriğiyle uyuşmadığını
söylediler. Oysa bunu fark etmeleri bile paradoksal bir durumdur ve
bu ismin doğru seçildiğine işarettir. Sonuç şu ki herkes kendisinin
de filmdeki gibi bir Muharrem olduğunu düşünmeli ve orda kalmayıp
bir üst aşamada Muharrem ismiyle Hüseyni olmaya gayret etmelidir.
|