|
Bir Dosta Mektup
Teoman ŞAHİN
10/11/2006
Sevgili
Arkadaşım,
Uzunca bir
zamandır görüşemiyoruz. Yeni bilgiler edindim. Dostluğumuzun anısına
öğrendiğim bilgileri paylaşmak istiyorum. Kim bilir belki benim
hayatıma anlam kazandıran bu değerler senin de yolunu aydınlatır,
yaşamın anlam kazanır, dahası mutluluğu elde etme yönünde faydalı
olur.
Senden sonra
Ku'ran ve Ehli Beyt isimli iki emanet ile tanıştım ve onlardan
aldığım bilgi ve ilham ile yaşamım daha değerlendi. Sana
aktardıklarımı bu temelde düşünmeni diliyorum.
Öncelikle
kainatı ve seni yoktan yaratanı keşfetmeli ve tanımalısın, kendini
tanıyabilmen ancak bu şekilde anlamlı olacaktır. Kendini bu temelde
tanıyamazsan ne kendinin ne de hayatının anlamı olacak, hep bir
eksiklik ve boşluk hissedeceksin. Öyle ki nesnel kazanımın ne olursa
olsun bu boşluğu dolduramayacak, huzursuz olacaksın.
Evrenin
planlayıcısını keşfetmen için çok büyük çabalar harcamana da gerek
yok. Gözlem ve muhakeme yapman yeterlidir. Nesnel bir bakışın
kafidir. Nereye bakarsan bak yeterlidir. Her yerde bir sistem, bir
uyum, bir dizayn, bir mühendislik yada düzen olduğunu göreceksin ve
buradan sistem koyucu ya da düzenleyicinin olması gerektiğini
aklınla kabul edeceksin. Bahsettiğim emanet sahipleri keşfettiğin ya
da keşfedeceğin bu gücün ismini bize Allah (cc) olarak bildirdiler
ve tanıttılar. O'nun cisim olmadığını, ihtiyaçsız olduğunu, eşi ve
benzeri olmadığını, doğmamış, doğrulmamış olduğunu, ebedi ve ezeli
olduğunu, her şeyi ol emriyle yoktan var ettiğini, her yerde aşikar
olduğunu ve her şeyin O'nun iznine tabi olduğunu, Sübhan olduğu gibi
mutlak kemalatında sahibi olduğunu bize öğrettiler. O'nu bize böyle
tanıttıkları gibi O'nun tanıtanların tanıtmasından çok daha yüce
olduğunu da bize özellikle 'Allahu Ekber' cümlesiyle öğrettiler.
Zaten akli ilerlemenin başlangıcını keşfetme ve tanıma şeklinde
belirlediğinde Allah'a karşı, kendine karşı ve diğer yaratılanlara
karşı görevlerin olduğunu da aklınla hemen kavrayacaksın ve
hayatının yol haritası da bu temelde çizilmiş olacaktır.
Artık doğru
yol üzeresin ve ilerlemek ya da yücelmek senin bu temeldeki
tercihlerine kalıyor. Onların gösterdiği düşünce şekilleri ve
davranış pratiklerine ne kadar çok uyarsan uyduğun oranda da bir
yerlere yükselmiş olursun. Tabi anladığına eminim ki bu yükselme
mesafe anlamında olmayıp manevi yücelme anlamındadır ve bu yol
üzerindeki yaşamda hayatı daha iyi kavrıyorsun. Bu durumu değer
yargılarının değişiminden test edebilir anlayabilirsin. Yüceldiğini
hissettiğinde artık seninle diğer insanlar arasındaki değer anlayışı
farklılaşmıştır. Onların değer verdiği makamlar, mallar, canlar
senin için sadece aracıdır, araçtır. Çünkü sen bu değerlerin
mülkiyetinin sonsuz tekamül sürecinde sadece dünyevi bir 'an'
olduğunu görmüş olacaksın. Sen artık kendini başka türlü tanıyorsun.
Artık biliyorsun ki sen 'Allah'ın seni kendi halifesi olarak seçtiği
bir yaratıksın Allah sadece seni yaratmakla övünmüş ve iftihar
etmiştir. Yarattıkları arasında keramet ve şerafet tacını senin
başına koymuştur.
Bütün varlık
dünyasının senin için; senin ise Yaratıcı için yaratıldığını anladın
değil mi? Bu bakışla tüm nesnelerin ve yaşamın boş ve anlamsız
olmadığını ne kadar kolay kavranıyor. Başlarda kainatın büyüklüğüne
baktığımda kendimi küçük bir cisimmiş gibi algılıyordum, ne kadar da
yanılmışım meğer daha büyük bir alem bende özetlenmiş ve dürülmüş
halde duruyor da görmüyormuşum. O halde bütün ömrümü nasıl olur da
değersiz şeyleri elde etmek için harcarım? Kendi değer anlayışımı
yüceltmenin ağır bir sorumluluk olduğunu ve bunun çetin bir mücadele
olduğunu ve en büyük engelin yine kendimizde olduğunu artık sen de
anlamışsındır. Küçük cihat ile Büyük cihat mukayesesinin sıradan bir
benzetme olmadığı, en katı düşmanı dışarıda değil içeride aramamız
gerektiği de kendiliğinden ortaya çıkıyor. Gerçek kahraman ya da
yiğitlik kendi nefsimizi dizginlemekmiş. Meğer seyir, yücelme ve
tekamül buradaki zafere bağlıymış. Sonsuz bir yaşam ve mutluluk için
yaratıldığımıza göre kendisine hakim olmayanların mutluluk yüzü
görmeleri tabi ki mümkün değildir, onların mutluluk sandıkları
şeyler geçici, anlık zevklerden ibarettir. İnsanların çoğunun bu
gerçeklerin farkında bile olmayışı ne acı değil mi?
Tekamülü ve bu
süreçteki sevinç, nimet, bela ve musibetlerin gerçek anlamını
bilmeyenlerin huzurlu ve mutlu olması mümkün mü? Oysa yol çizgimiz
bellidir ve nihayetinde hakka yaklaşmak anlamına gelen mutlak kemale
doğru hareket etmekteyiz. İlahi sıfatları güzel ahlak şeklinde bir
formülle bünyemizde bulundurmaya çalışmalı ve asla ümitsizliğe
kapılmamalıyız ve bilmeliyiz ki engel ya da suç ancak kendimizdedir.
Artık biliyorsun ki direniş ve sabır takvanın alt yapısıdır ve bizi
yüceltecek bu unsurlardır. Sonuçta keşfedip, tanıdığımız yaratıcıya
salih eylemlerle yaklaşabileceğimizi biliyoruz. Ama sakın yanılma ki
son durak burası değildir. Bin bir zorluk ve nefsi cihat ile
yükseldiğin bu makamda kalamazsın, derhal geriye dönmek zorundasın
çünkü diğer insanlara karşı vazifelerin vardır. Vahiyle beslenen
aklınla zamanı çok iyi kullanmalısın, zira seni yaşattığını sandığın
her nefes aslında senden götürmekte, seni götürmekte ve aslında seni
tüketmektedir. Tabi ki yüceldiğin yerden geriye vazifeli olarak
dönmek de başlı başına sorundur ama biliyorsun ki bu dahi cihadın
temel bir parçasıdır. Seni bekleyen ya da beklemeyen insanlarla
birlikte olmalısın ve dönüşünün onlar için kazanım olduğunu
anlatmaya çalışmalısın. Artık tekamül yolculuğuna onlarla birlikte
devam etmen gerekiyor. Ne zor bir iştir, ne çetin bir uğraştır bu
birliktelik; anlamak için Peygamberlerin hayatına kısaca bakman bile
yeterlidir. Hatta tüm ilahi yolculuk içerisinde insana kendi iç
çelişkilerini çözme dışında en çok çile çektiren bu bölümdür.
Düşünsene Peygamber efendimiz (sav) bir tek gün ve gecesinde dahi
sorunsuz kalmamıştır. İnsanların çoğu öylesine cahil ve kendinden
habersizdir ki senin onları götürmeye ulaştırmaya çalıştığın sonsuz
mutluluğa bile çeşitli bahanelerle karşı çıkacaklardır. Keşke
geriye dönmeseydim diye iç geçirmelerin bunlar için değer mi diye
sorguladığın zamanlar dahi olacaktır. Hatta düşün ki hedefini hiçe
sayarak sana eziyet bile edeceklerdir. Sana ilahi bu yolda apaçık
karşı çıkanlar ve çıkışlarını ısrarla devam ettirenler keşke
değersizliklerini bilselerdi; keşke onları bekleyen ebedi ızdırabı
biraz olsun akledebilselerdi. Ama sen biliyorsun ki Korku ve
mahsuniyet Allah(cc) dostları için değildir.
6.İmam, Cafer
Sadık(as) buyuruyor: Müminler sağlam bir dağ gibidirler, fırtınalar
onları yerlerinden oynatamaz. İşte özel bir surette yaratılan
habercilerin sana öğretmeye çalıştıkları bazı önemli bilgilere de
tıpkı benim gibi ulaşmış oldun. Artık onların konuşan dili, gören
gözü, duyan kulağı sensin ve eğer onların ilahi makamlarını ve
yüceliklerini anlamışsan kendi değerini de öğrenmişsin demektir.
Artık yaşamının ilahi bir nimet ve sermaye olduğunu anlamışsındır.
Onun değeri hiçbir şeyle ölçülemez. Gözlem ve akılla keşfettiğin,
Peygamberlerin sana tanıttığı Allah'(cc)a doğru yaklaşabilmen için
nefsini yenmen gerektiğini ve belli bir aşamadan sonra halkın içine
dönerek onlarla birlikte aynı yolculuğa devam etmen gerektiğini ve
nihayetinde sonsuz bir saadetin seni beklediğini biliyorsun.Ve
biliyorsun ki bu davada başına musibet gelenlere müjde vaad
edilmiştir.Zaten bu musibetlerin sınavın bir parçası olduğu haberi
de özellikle verilmiştir. O halde bunları olduğu gibi kabullenmek ve
ne pahasına olursa olsun yolculuğa devam etmek kararlılığımızı da
göstermemiz gerekmiyor mu? Anladığın gibi hayat bir yolculuktur ve
Hz.Ali buyuruyor ki: İnsan dininin tehlikeye düşeceğinden korktuğu
yolculuğa çıkmamalıdır. İşte bu yüzden yönünü sağlam tutman
gerekiyor.
Sevgili
kardeşim şimdi tercih senindir, dünyadaki geçici nimet ve belaları
kendine zevk ya da dert vesilesi yaparak da yoluna devam
edebilirsin, Sana anlatmaya çalıştığım aklınla keşfetme süreciyle
başlayan çizginin sana öğrettiği bilgiler ışığında bunların araç
olduğu gerçeğiyle de ilerleyebilirsin.
Her durumda
seni sonsuz bir yaşam bekliyor, ama bunun mutluluk dolu olması ya da
hüsran tamamen senin tercihindir.
Sınırsız
merhamet kollarını açmış yüce yaratıcı senin tercihlerini bahane
ederek sana sonsuz ve hesapsız bir huzur vaad etmektedir. Bu
gerçekle sürecek bir yaşamdan daha güzel ne olabilir ki?
|