"Nasýl" ve "Niçin"ler

Halit YILDIRIM

Hayatýmýz nasýl ve niçin sorularý arasýnda bir beþik gibi gelip gitmekte. Kâh “Nasýl”a, kâh “Niçin”e. Bazen anlam veremeyiz "Nasýrlara, bazen de cevap bulamayýz “Niçin” lere. Bazen bir doðru, gündelik yaþantýmýza ters düþer susarýz, ya da dokunur menfaatimize arþý alayý yýkarýz. Haklýyýzdýr ve hakkýmýzý söke söke almamýz gerekir. Bizim haklýlýðýmýz baþkasýnýn haklarýna tecavüz edecek bile olsa.

Madalyonlarýmýz hep ikiyüzlüdür. Zamana, zemine ve iþimize göre hangi tarafý, hangi yüzü daha cazip ise o yüzünü gösteririz. Plaðýn hep istediðimiz yüzünü çalmaktan hoþlanýrýz. Ya da maslahat gereði herkesin hoþuna gidebilecek duruma teðet düþen bir þarkýmýz vardýr. Týpký her saça göre taraðýmýzýn olduðu gibi. Madalyonun bir yüzünde nasýl ve niçinler farklý cevap alýr, diðer yüzünde farklý.

Standartlarýmýz da vardýr hem de çifter çifter. Dün dündür bazen, dün bugündür bazen. Sürçü lisan denen bir özür bahanemiz vardýr ya da anlaþýlmamýþ olmak, yanlýþ anlaþýlmýþ olmak gibi kaçamak kapýlarýmýz vardýr. Bizim ihata duvarlarýmýz bile gizli geçitlerle doludur. Düðmeye basýnca Kýrkharamilerin deposu gibi þakk diye açýlýverir.

Ýþimiz görülene kadar ayýya dayý deriz, ya da köprüyü geçene kadar diþimizi sýkarýz. Çünkü bize öðretilen bu deðil mi? Demediler mi ki "gemisini yürüten kaptandýr" diye. Gemimiz yürüsün de kimin kýta sahanlýðýný ihlal ederse etsin, kimin mahremiyetine tecavüz ederse etsin önemli deðil. Nasýl olsa "pardon" icat oldu. Pardon deriz geçeriz. Geçmesine geçeriz de ezipte mi geçeriz, basýpta mý geçeriz orasý Allahu alem.

Vicdanýmýzla olan mahkemeye hep mazeret bildiririz. Bir türlü duruþmalara çýkamayýz. Hep ek süreler isteriz ek bahaneler bularak. Bazen ne kadar da kaçsak duruþmaya çýkarýz. Fakat bu defa vicdanýmýzýn sesini kýsarýz. Yine nefsimize uygun bir karar çýkartýrýveririz. Nasýl olsa temyize verecek kimse yoktur. Telafi ederiz deriz hatamýzý. Ancak telafi edilecek o kadar hatamýz vardýr ki yavaþ yavaþ onlar bizi telef eder ama haberimiz olmaz.

Aynada kendi yüzümüzle yüzleþmekten de kaçarýz. Saçlarýmýza yaðan karlar, alnýmýza her yýl için çizilen çizgiler ve gözlerimizin altýnda ki mor halkalar bizi ürkütür. Kendimizden korkarýz ve bu yüzden de aynalarý sevmeyiz. Onlar bize dost gelmez.

Bizim dostlarýmýz da kendimiz gibi olmalýdýr. Riyakar, yalancý ve iki yüzlü. Onlarýn arkamýzdan ne diyeceði önemli deðildir, yeter ki yüzümüze hoþumuza gidenler söylensin. Demediler mi ki 'padiþahýn da arkasýndan söverler1. Biz padiþah mýyýz, boþ ver biz yüzümüze söylenene bakalým deriz.

Kýzýnca da bu ukala ve kendini bir halt sanan aynalarý kýrarýz. Haddini bilmeyene haddini bildirmek de ata mesleðimizdir icabýnda. Fakat aynalar kýrýlsa da kendi yüzümüzdeki kaçtýðýmýz çirkinlikler düzelmez. Bu defa da kendi kendimizi kandýrýrýz.

Düþmeyince anlamayýz acýnýn rengini, ciðerimiz yanmadan görmemiþizdir ateþin yaktýðýný, suyun boðduðunu. Tek renk vardýr hayatýmýzda tozpembe, birkaç damla gözyaþýmýz da çok gülmekten gelmiþtir gözlerimizden. Ýþte iðne batýnca ancak çuvaldýzý tanýrýz. Gecelerin uykulara saklanan yüzünü ancak uykusuz sabahlayýnca görebiliriz. Kuþ tüyü döþeklerin, atlas yorganlarýn bizi sarmadýðýný hissedince üþürüz. Þairin "geceler yirmi dört saat çekiyor" dizelerine dudak bükerken, iþte o zaman saatlerin durduðunu, güneþin ise þu yaðlý boya tablodaki yalancý resimde ki gibi ruhumuzu ne ýsýttýðýný, ne de dünyamýzý aydýnlattýðýný görürüz.

Birden gözümüzün önünde þimþekler çakar, yýldýrýmlar düþer yüreðimize saðanak saðanak. 0 zaman "Nasýl olur" deriz. Peþinden de "Niçin". Bilmeyiz ki kýrdýðýmýz aynanýn parçalarý kendi kendine birleþmiþ ama her parçasý farklý bir çirkin tarafýmýzý gösterir. Ve ertelediðimiz duruþma günüdür Aðýr Vicdan Mahkemesinde. Orada tekrar sorulur "Nasýllar ve Niçinler". Anlam vermediðimiz "Nasýllardýn cevaplarý da kayýptýr. Týpký kaybolan yýllarýmýz gibi. Madalyonumuz kýrýlmýþtýr artýk, plaklarýmýz da bozulmuþtur, herkesin telinden çalmaz. Standartlarýmýz ise artýk ölçüye girmediði için kaldýrýlýp atýlmýþtýr. Çünkü standartlarý baþkasý belirlemektedir. Taraðýmýzýn da diþleri düþmüþtür. Dostlarýmýz ise yoktur yanýmýzda. Çünkü henüz onlarýn madalyonlarý kýrýlmamýþ, taraklarý saðlam ve standartlarý týkýr týkýr islemektedir.

O zaman gözümüzü hor gördüðümüz, ukala dediðimiz aynalara dikeriz. Ancak iþ iþten geçmiþtir. Kýrýlan parçalar yerine gelmemiþtir. Her kare farklý bir resimdir artýk. Resimdeki ise acayip bir yaratýða benzemiþtir. Þimdi bu "Nasýl" ile "Niçin" lere bir de koca bir "Eyvah" eklenmiþtir ki sorma gitsin. Eyvah ki eyvah.