Bardaðý Taþýran Son Damla mý?

Selahattin GENÇKAN

        Bardaðýn tasmasýnda ilk damlanýn suçu yok mudur? Suç son damlanýn mýdýr gerçekten? Masum mudur tertemiz, lekesiz bardaðý kirleten o ilk damlalar? Ya, ondan sonra zincirleme gelen, birbirlerinden farklý, baðýmsýz gibi duran diðer damlalar...

Ýnsanlar arasý sosyal iliþkilerin, aile hayatýnýn, arkadaþ iliþkilerinin, o güzelim dostluklarýn hüzünlü bitiminde, karþýmýza çýkar bu son damla. 0 var ya o, o son hareket, o son davranýþ, o son söz, o son tavýr, iþi bitiren, bardaðý taþýran...

Savunma, bir bakýma suçluluk psikolojisinin bastýrýlmýþ halinin dýþa vurumu deðil midir? Ýnsanýn kendisine karþý yapýlmýþ hatalarý düzeltmemesi, karþýsýndakini uyarmamasý, görevini yapamamanýn ezikliðini yansýtmýyor mu? Bu ezikliði duymamak için, eþ, dost veya arkadaþlarýn hatýrý kalmasýn, kýrýlmasýn diye, altlarýna bardak mý olmak gerekir? Yýpranmak, uzun vadede kendimize ve çevremizdekilere zararlý olmaktýr, diyebilir iniyiz? Hatalarý, yanlýþlýklarý veya yamukluklarý baðýþlama büyüklüðünü gösteren insan, bununla beraber iyiliði emretme, kötülükten alýkoyma görevini niye zamanýnda yapmaz acaba?

Hep baþkalarý mý damlar bardaðýmýza? Kendi iç dünyamýzda sýzmalar, damlamalar, kanamalar yok mu? Kendi bardaðýmýzý kendimizin doldurduðu günler de vardýr. Kendini topluma kapatma, hayata küsme, sorumluluklarýnýn yerine getirmeme, asabileþme ve aklýný kullanamama, taþmadan önceki dalgalanma sayýlamaz mý? Ýnsanýn en deðerli, en kýymetli, vazgeçilmez kabul ettiði, hatta öteki dünyasýný bile feda ettiði bu dünya hayatýndan vazgeçiren intiharlarýn sebebi iç dünyasýndaki bardaðýn taþmasý deðil mi?

Siyasi ve toplumsal olaylar veya halkýn galeyana gelmesi bardaðýn taþmasýnýn deðiþik versiyonudur. Bazen de son damlayý; siyaset bilimciler, toplum mühendisleri, bazý iç ve dýþ güçler damlatýrlar; istediklerini elde etmek, emellerine kavuþmak için. Böylelerine alet olmamak adýna, "büyüklerimiz iþlerini iyi bilir, sabredin, tepkisiz olun, ensenizde boza piþirilsin" diyebilir miyiz insanlara? Yerinde, zamanýnda, gülmeyen, aðlamayan, sevmeyen, kýzmayan, sinirlenmeyen yani tepki vermeyen sinirleri alýnmýþ insana herhalde insan denmez. Tepkilerin hedefe ulaþmasý için cambazý deðil, cambazýn arkasýndakileri görmek ve doðru adrese gitmek lazým. Böylece "Kontrolsüz güç, güç deðildir" sözü, oturuyor yerli yerine. Gücün, güç olabilmesi için varlýk sebebini, otokontrolünü, iç dinamiklerinden almasý gerekir.

Doðrulara müdahale edenlere tepki vermek için son damla beklenmez. Aile ve toplum yapýsýnýn bozulmamasý için bu gereklidir. Damla, damla olmadan önce kurutmak gerekir ki toplumun üzerine damlayýp kirletmesin. Bilinçli, toplumsal tepkilerdir insaný ve insanlýðý diri tutan, insaný insan yapan.