|
Adalet ve İnsan
Metin DEMİRCİ
Adalet hep aranan
bir şey ama İnsan hala bu konuda ne aradığına karar vermiş değil.
Çok kez insan adaleti dünya İşlerini düzene koymak sanır oysa adalet
her şeyin yolunda gittiği bir dünyada işe yaramaz. Yoksa inanalım mı
birilerinin kusursuz düzen vaatlerine?
İnsan ne zaman sı
kıssa adalet İsteğini haykırır ama darlığını kendi lehine
giderdiğinde sesini keser. Bundan başka; isteklerimizi
gerçekleştirmekle hayatımızın önemli sorununu halletmiş olmuyoruz.
"Bütün hayvanlar
eşittir ama domuzlar biraz daha fazla eşittir." diyenler mi, yoksa
bütün hayvanlar eşittir diyenler mi adalete daha yakın; bir bakmak
lazım. Veya domuz eti haram ama mecburiyet karşısında haddi aşmadan
bir çiğnem yemenizde günah yoktur demek mi adalettir? Dahası "krala
pay olmaz1 deyip kralın gözüne bakmayı mı adalet sayacağız?
Kralım ben, bana
tabi olun da aranızda adaleti sağlayayım diyen birisi ile beni seçin
ve her şeyinizi bana emanet edin, ben size adil davranayım diyen
arasında pek mi fazla fark var? Tabi olursun adam diye, zulmeder
ahaliye; seçersin adildir diye, ne mülk kalır elde ne maliye.
Öyleyse yaratıcının bizim için bize gönderdiğine İnandığımız
İnsanların kendilerinden sonra adaleti sağlayacak kişiyi tayin ve
tespit etmeleri neden yadırgansın ki?
Üleşenler, adalet
üleşmektir dediler diye paylaşmayı rafa kaldıramayız. Hakeza
bölüşmek de bir bakıma adalettir. Kimi yerde bölüşmek paylaşmanın
yerini dolduramaz ama kimi yerde de adaletsizliğin ta kendisidir
eşitlik. Herkese hakkını vermek sözüne kimse itiraz etmez ama
herkese hakkını vermek sözünün arka planında hak kavramının ne
anlama geldiği gibi kocaman bir soru daha yatmaktadır ki o bile
başlı başına bir problemdir.
Kendi İhtiyaç
içinde olan birisinin hak tespiti yapıyor olması haksızlık değil mi?
Hangi İnsan hangi hakla hak koyma ölçüsünü kendine mal edebilir? Hep
söylenir falancanın adaleti filancanın adaleti diye; hal bu ki
adalete kendi damgasını vurmak doğru bir iş değildir. Yani damgalı
adalet adaletten fazla bir şeydir. Ancak "Allah m adaleti 'şeklinde
bir İfade İyi gider adalet bir sahiplik anlamıyla ifade edilecekse.
Peygamberler bile İsimlerini adalet kavramıyla tamlama oluşturacak
şekilde kullanmamışlardır; çünkü peygamberlerin hepsi adil olmak
gibi bir kaderle gönderilmişlerdir. Allah'ın azabetme yetkisi
verdiği Zü'l Karneyn bile adaletle hükmetmiştir ama onun adıyla
anılan bir adalet literatürde yer almamıştır.
Adalet hükmü icra
anlamında pek çok fiilin adıdır aynı zamanda ama fiillere hayatiyet
kazandıran hükümlerin adalete İhtiyacı olduğu da bir gerçektir.
Hindistan'da İnekler hükmen dokunulmazlık statüsüyle hayat
sürerlermiş. Hüküm böyle konmuş Hindistan da. Bu hüküm doğru bir
hüküm mü ki bu konuda adalete riayet etsin İnsanlar? Hem sonra
hayvanlar arasında bu kadar bariz bir fark diğer hayvanlara
haksızlık olmuyor mu? Maymunlar ve inekler serbest gezsin
sokaklarda, fillere olmadık işkenceler yapılsın çok çalışsınlar
İçin, olacak iş değil.
İnsanlığı
kuşatabilecek yücelikte hükümler olmalı ki adalet fiillerde yer
edinsin, fakat insan bunu başaramaz ve bu konuda hep kendine
yontar.. Kavgayı kazananın heykelini kavgayı kaybedenin kapısının
önüne dik, heykele selam vermedi diye karşı tarafı yargıla ve adil
bir edayla adaletten bahset; ve ya savaşta senin askerin esir
düşerse kaçırıldı olsun karşı tarafın askerinin adı terörist olsun
Velhasıl yanlış hüküm en adil şekilde uygulansa bile adalet olmaz
ama yine de insan boyundan büyük işlere karışmayı çok sever..
Bu bizim İnsanlığımız; vazgeçecek değiliz ya İnsanlığımızdan.
|