Yazarlarımızı Tanıtıyoruz
Paşa Çeten

Aşkın e-HALİ

1946 yılında Çorum Merkeze bağlı Ahiilyas Köyü'nde yedi kardeşin en küçüğü olarak dünyaya gelmişim. Çocukluğumun bir kısmı köyde bir kısmı şehirde geçti.

Halihazırda emekli bir noter katibiyim.

Yazmak benim için bir tutku idi. Kırk yaşımda okuduğum bir şiir beni ateşledi. O günden bu yana şiirle toplanır şiirle dağılırım.

Bir ara şiiri bırakacak oldum. Metin Demirci ile tanıştım. Orhan Kuyu ve Metin Demirci ile iki yıla yakın bir süre şiir çalışmaları yaptık. Saatlerce süren şiir sohbetleri olurdu o zamanlar.

1991 yılında "Bu Bahar Nerede Bırakır Beni" adlı şiir kitabımı yayınladım.

Yaşar Kaplan, M. Akif Çankırılı, Melahat Koyuncu gibi yazarlardan şiir kitabım ve şiirlerim hakkında olumlu eleştiriler aldım. Dergi ve gazetelerde değerlendirmeler yapıldı.

Şiirlerim Çorum'da Kilim, Hale, Çorumlu 2000, Sarı Çiğdem dergilerde yerel anlamda yayınlandı. Ulusal alanda Üçüncü Yeni, Çağrı, Düş Çınarı, Yolcu, Kırağı, Hüner vb. dergilerde yer aldım.

Bir ara Silifke'ye yerleştim. 15 yıl gibi uzun bir zaman sonra tekrar Çorum'a döndüm. Şimdi Aşkın E Hali Dergisinin sahibiyim. İsmimi Paşa koymuşlar ama ben ismimi beğenmiyorum. Şiirlerime ne isim koyacaklar onu da bilmem. Şiiri ben şöyle tasnif edebilirim:

        Canla yazılan şiirler, akılla yazılan şiirler, nefisle yazılan şiirler, duyguyla yazılan şiirler.

          Canla yazılan şiirler ay ve güneşe benzer.

          Akılla yazılan şiirler ateşte duman gibi hüzündür.

          Nefisle yazılan şiirler denizde boğulan cana benzer

          Duyguyla yazılan şiirler cennette yeşil güle konan bülbül gibidir.

Ben şiirimi zamanın gözüyle bakar, yağmur kalemiyle yazarım. Bana göre şiir ilahi kubbenin üstünde bir güzelliktir. Şiir ve şair bir bütün, şair bu bütünün bir parçasıdır. Şairler en güzel sözü söyleyebilmek için ilahi kubbenin üstündeki güzelliği soruştururlar.

Şairler beyaz güvercin sürüsü halinde ilahi kubbeye uçarlar. O güzelliğe hep birden tavaf ederler.

Can ve duyguyla şiir yapan şairler ilahi kubbenin burçlarına konarlar. Akıl ve nefisle şiir yapan şairler ise bu kubbenin etrafında uçarlar ama bir yere konamazlar. Onlara ben kalemi elinden alınan şairler diyorum.

Böyle şairlere, git temizlen gel denir. Şair şiirin terinde balıklar gibi yüzer; temizlenir, yüreğindeki tuzu besler. Akıl nefsi kendinden ayırır; nefsi şiirden kovar, nefsi yakar, şair şiir vadisine döner.

Geceyi kaldırıp gündüz gelirse, gündüzü kaldırıp gece gelirse ve bir insan diğerinin yerini alırsa; herkes kendinden sonrakine bir şey bırakırsa; bu durum şairde söz olur, şiir olur, vatan olur, inanış olur, nesil olur, can olur. Sonra şair "Ölüm canımdan tebessüm eden gülümdür", "Mehtap delinmiş altında ıslanıyorum", "Direniyorum zulme akşam renginde", "Öldükçe dirilen canlar bilirim", "Göğün balkonundan bırakıyorum geceyi", "Yemin olsun ki aşka, ben asilerin öncüsüyüm", "İnkar bıçağı sokuluyor inançlarıma" der çıkar, işin içinden.

On ikilik deprem gibi bazen denizin ortasında kalbimize çörten olup vicdanımıza akar şiir. Bazen de fırtınalı bir havada duygu gemisinde pusulasız ve çaresiz bir anımızda can simidi olur şiir.

Amentü yağmurlarıyla yıkanarak bir büyük umut damlar beyaz yağmurlardan

Velhasıl halimiz Aşkın E Hali'dir. Gidebildiğimiz yere kadar gideceğiz bu halimizle...