|
Akıl iki Kulplu Çömlek Değil
Metin DEMİRCİ
Pek çok kimse aklı
beynin ürünü bir şey sanır.Oysa akıl beynin ürünü olmaktan çok daha
yücedir.Akıl insana vahiyle ulaşmıştır..Adem'den önce insanda akıl
yoktu.Adem yaratıldı Allah ona ruhundan üfledi.Onu yeryüzünde halife
kıldı.Ona vahiy etti.Adem vahyi insana tebliğ etti.Yeryüzünde tevhit
başladı.Tevhitle birlikte insanlık akılla tanıştı
İnsan akılla
olgunlaştı. İnsan akılla değer kazandı. İnsan akılla medenileşti.
Hiçbir dilde aklı
aynen ifade edecek bir ifade yoktur. Akla eş değerde kullanılan
kelimeler aklı değil beynin ürünü olan düşünceyi ifade etmekten öte
geçemez. Türkçe’de kullanılan "us "sözcüğüyle ifade edilmeye
çalışılan mana aklın ifade ettiği anlamdan başkadır. Ayrıca akıl
zıddıyla kaim değildir. Zıddı da yoktur aklın 'alternatifi de.
Ardına bir sıfat önüne bir ek getirerek aklı başka mecralara çekmek
aklı terk etmekle mümkün olur ancak. Böyle bir işe kalkışan kişinin
aklı başından gitmeden bu işi yapamaz. Aklı olmayanın başında
beyninden başka bir şeyi kalmaz. Beynin de nefis ile işbirliği
yaptığı herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Akıl nefsin beyin
üzerindeki baskısını zayıflatır ve insanı başkalarını sevmeye
başkalarını cennet görmeye yönlendirir.
Bir de akıl gibi
görünen akla alternatif işler vardır ki bunu akla kulp takmak
şeklinde izah etmek mümkündür. Bu durum tebliğ ulaştıktan sonra
meydana gelir. Tebliğ ulaşmadan bir nefsin akla alternatif şeyler
uydurması olası değildir.
Melekler içinde
akla kulp takan iblistir. O akla kulp takan ilk yaratık olarak
bilinir. O aklın indiği her beyne inebilme izni ile tersten insana
boyun eğmiş birisidir. O da Adem ile birlikte insana ulaşan insanın
akla alternatif şeyler üretmesine yardım eden insanın başının belası
insandan olmayan insandan faklı bir varlıktır. Onun vahyin tebliğ
edilmediği kimselerle işi yoktur. Tebliğin ulaşmadığı insanların
sorumlu tutulmadığını bilerek niçin böyle kişilerle uğraşsın ki?
İblis ile başlayan
şeytan işleri Kabil'le devam etti yeryüzünde. Akla alternatif şeyler
üretilerek ilk halife öldürüldü. Böylece ilk küfür ve ilk katillik
meydana geldi. O gün bu gündür halifeler öldürülür oldu.
Velhasıl Adem'den
bu yana akıl tebliğin ulaştığı insanlar arasında gezer durur ve
insanlardan bir kısmı da şeytani işlerle akla alternatif şeyler
üretir.
Hıristiyanların
başlattığı sapmalar Montaigne ile yeni bir döneme adım atmıştır ki
bizim asıl konumuz da bu yeni durumdur. Montaigne akla sadece kulp
takmakla kalmamış aklı tanınmaz bir şekle sokmuştur ki bu dahi
İsa'nın dininin hak olma özelliğinin tamamen bittiğinin delilidir.
Hıristiyanlığın
ulaştığı teslis inancına uygun bir akıl tanımıdır Montaigne'nin akıl
tanımı.Ona göre akıl beynin ürünüdür..Dolayısıyla ona göre dünyadaki
insan kadar akıl çeşidi vardır.O şu örneklerle tanımlıyor aklı:"Bir
insanın babasını yemesinden daha korkunç bir şey düşünülemez ama
eskiden bazı kavimlerde bu adet varmış; hem de bunu saygı ve
sevgilerinden yaparlarmış;isterlermiş ki ölü böylelikle en uygun .en
şerefli bir mezara gömülsün;vücutları ve anıları içlerine ta
iliklerine kadar yerleşsin; babaları sindirme ve özümleme yoluyla
kendi bedenlerine karışıp yeniden yaşasın"
Onlara göre
ebeveyninin cesedini kendi yemeyip toprağa gömmek börtü böceğe yem
yapmak çok günahtır. Oysa şimdilerde babasının anasının cesedini
yemek çok kötü bir iştir.
Yine aklı
tanımlama örneği olarak şu olayı anlatır Montaigne :
"Bir gün Kral
Dionyrios Platon'a İran işi uzun /damalı ve kokulu bir entari hediye
etmiş. Platon bunu "Ben erkeğim, kadın elbisesi giymem, demiş ve
reddetmiş.
Aynı elbiseyi
Aristippos almış ve "İnsan ne giyerse giysin erkekse erkektir"demiş
ve elbiseyi giymiş.
Montaigne benzer
birkaç örnek sunduktan sonra şu tanımı yapar:
"Bakın akıl ayrı
görüşleri nasıl kabul ettiriyor?.İki kulplu çömlek gibi.
İster sağından tut
ister solundan"
İşte böyle.
Montaigne aklı tanınmaz hale getiriyor. Akıl ona göre göreceli bir
şey. Onu da doğrular bunu da doğrular.
Oysa gerçek bu
değildir. Akıl Montaigne'nin verdiği saçma örneklerle tanımlanamaz.
Aklın tanımı ancak Kuran kıssalarında saklıdır. İblis kıssasında,
Nuh kıssasında, Lut, kıssasında İbrahim kıssalarında, Musa ve İsa
kıssaları gibi nice kıssalar ve daha niceleri aklın tanımında gerçek
ölçütlerdir. O ölçütlerle tanımlanana ancak akıl denir.
İblis' akla bir
kulp takmıştı Montaigne ise akla iki taktı ve insanlığı akılsız
bırakmak istedi ve akılsız bir Batı toplumunun oluşmasında büyük rol
oynadı.
Batı yaşantı
tarzının insana getirdiği maddi rahatlık insanı mutlu kılmamıştır
çünkü akıldan uzaklaştıkça insan Adem öncesi vahşiliğe geri
dönmektedir. Kendini medeni olmakla tanımlayan Batı insanlık
tarihine en vahşi olaylarla kaydolmaktadır
Aklı bir karış
havada gezenler ne bilsin sevgiyi şefkati ve merhameti?
Aklı arayanlar
Kurana baksınlar onu orda bulabilirler asli şekliyle kulpsuz ve
temiz.
Birileri de
"Yalnız İslam dini değil,hiçbir din akıl dini değildir”diyse
övünür.Elbette Montaigne’in akıl tanımıyla konuşacak olursak bu
ifade doğrudur.Ancak Montaigne’in tanımının gerçekle bir alakası
yoktur.Montaigne aklı iki kulplu çömlek ve beynin bir ürünü olarak
gördüğünden dolayı "Yalnız İslam değil, hiçbir din akıl dini
değildir.."sözü için,bu aklın bir kulpu,öbür kulpundan yakalayacak
daha sayısız beyin sırada bekliyor deyip işin içinden çıkabiliriz
.
Ama gerçekten
İslam dini akıl dinidir. İnsanlık Adem ile İslam dinini tanımamış
olsaydı, insan akılsız kalacak; Adem öncesi insanlığın numunesi
durumundaki Avustralya ve Afrika ormanlarında yaşayan vahşi
insanlardan farkı olmayacaktı günümüz insanı.
Zaten dini
reddeden akılsız beyinlerin en büyük özlemi Adem öncesi vahşi
insaniyete dönüş veya insanlığı Tarihi Materyalizmin sonucuna
eriştirmek eğil mi? Akılsızlık geriye dönüşten başka ne getirir ki
insanlığa?
|