|
| ||||||
|
|
|
Ölüme Mektup Sedat CEVHER Ey zalim ölüm Bu sabah gözlerimi açtığımda aklıma yine sen geldin. Seni anımsatanın ne olduğunu sorma ben de bilmiyorum. İnsanın aklına bile zamansız geliyorsun. Seni anımsarken kalbime bir hançer saplanmış gibi hissederim kendimi. Hançerin soğukluğu tüm vücudumu titretir. Titrememe inat soğuk terler dökerim. Benim bu durumumun sana sürpriz olmadığının farkındayım. Ne de olsa yaşamaktan zevk alan her insan seni düşündüğünde benzer şeyler hisseder. Sen bu durumdan şüphesiz zevk alıyorsun. Başkalarının acıları seni keyiflendirmese işini nasıl bu kadar iyi yapabilirdin ki? Bilmeni isterim ki, biz senden hem nefret ediyor, hem de korkuyoruz. Nedenini merak ettiğinden kuşkuluyum. Biz zavallılar senin ne kadar umurunda olabiliriz ki? Sen gözünü kırpmadan küçük bir çocuğun canını alabilecek kadar zalimsin. Umursamasan da ben seninle olan derdimi yine sana anlatacağım. Bu hayatın en kötü yanı nedir bilir misin? Ben söyleyeyim. Güzel şeylerin hep bir sonu vardır. Dondurma yersin ama bitmeyecek dondurma yoktur. Seversin ama bitmeyen sevgi yoktur. Peki, hayatın en güzel tarafı ne? Hayatın en güzel tarafı biten her şeyin telafisinin mümkün olmasıdır. Dondurmam bitse gidip yenisini alabilir, bıkana veya çatlayana kadar yiyebilirim. Sevdiğim her şey beni terk edip gidebilir ama yeniden bir şeyleri sevme ihtimalim vardır. Seninle ilgili temel sorun, sahip olduğum en güzel şeyin sonu olman. Üstelik sen bizim tek çıkmaz sokağımızsın. Aldığın hayatın yerine bir şey koymak mümkün olmaz. Bu bile senden nefret etmemiz için yeterli değil mi? Bence fazlasıyla yeterli ama nedenler burada bitmiyor. Gittiğin her yere acı ve gözyaşı götürüp senden daha fazla nefret etmemizi sağlıyorsun. Hem birinin hayatını alıyorsun hem de kalanların hayatını zindan ediyorsun. Sen hiç birinin canını aldıktan sonra geri dönüp evinin halini görmeye tenezzül ettin mi? Babasını kaybetmiş bir evladın gözyaşlarını, ya da evladını kaybetmiş bir annenin yürek dağlayan feryatlarını işittin mi? Senin zamansız gelişin yüzünden yapabilecekleri bir yığın güzel şeyi yapamadan ölen yığınla insan var. Sen olmasan eminim şu an dünyada barış ve huzur olurdu. Bir tek insan aç kalmaz, bir tek insan gözyaşı dökrnezdi. Tüm sevdiklerimiz yanımızdayken neden üzülelim ki? Acımasızlığını anlatacak kelime yok. Modern tıbbın bile durduramayacağı kadar kararlısın. Adını kullanarak en korkusuz kalplere korku salmak mümkün. Kimse senin karşında durmaya cesaret edemez. Bunlara rağmen hala aramızda olmak seni hiç rahatsız etmez. Nemrut'u kıskandıracak bir kibirle ve hiçbir istisna tanımadan yaşayan ne varsa hepsini bilinmeze götürüyorsun. Bu öyle bir bilinmez ki geri dönebilen kimse yok. Geçtiğin her yerde kokunu bırakırsın. Biliyorum bu koku ölen kişiden gelmiyor. Bu koku senin kokun. Eserindeki imzan... İmzanda bile dehşet var. Biz zavallılar senin varlığını hak edecek ne yaptık? Ey ölüm! Senin korkundan, daha kaç kez yatağımda terler dökeceğim? Ve daha kaç kere aldığım nefesleri verirken korkmama neden olacaksın? Evet, senin yüzünden nefes vermeye bile korkar oldum. Çünkü verdiğim her nefeste sana bir adım daha yaklaşıyorum. Senin varlığını bu dünya daha ne kadar taşıyabilir? Eminim bu sorularımı her zaman ki soğuk ciddiyetinle okuyorsun. Zaten sen hiç gülmezsin ki... Görüşmemek umuduyla... BeŞER |
|
| ||
|
|
||||||