Miraç

Metin DEMİRCİ

Müslümanlar Miraç kitabını okurlar. Ne hoş bir şey? Herhalde bundan daha güzel bir şey yoktur onlar için. Muhammed Mustafa, Miraçla yakın oldu. Rabbi, Muhammed Mustafa'yı güçlendirmek ve yakin duruma ulaştırmak için Mescidi haramdan alıp gece yürüyüşüyle Mescidi Aksa'ya getirdi. Ona orda büyük ayetlerini gösterdi. Perdeler açıldı. Berzah alemine geçildi. Muhammed Mustafa ilk peygamber Adem 'e ulaştı. İlk peygamber ile son peygamber bir araya geldiler. Sonra İdris ve Nuh, İbrahim, İsmail, İshak,Yakup, Yusuf, Musa ve İsa ile görüştü. Konuştu. Hasbıhal ettiler. Adem'in cennetini ve Adem'in orda ki durumunu izledi. Nuh Tufanını seyretti. İbrahim'in İsmail'i kurban edişini gördü. Yusuf'u kuyuda ve zindanda tanıdı. Musa ile denizi geçti. İsa'nın başından geçenleri İsa ile birlikte yaşadı. Adem ile başlayıp İsa ile zirveye ulaşan peygamberler mücadelesini bire bir takip etti. Zalimlerin cehennemle sonlanan hayatlarını müşahede etti. Onların o feci durumlarını bir kez de dünya gözüyle gördü..

Nasıl mı gitti? Gitti işte. Allah Adem'i cennete eğitip İblis'i tanıttığı ve secde etmeyi öğrettiği gibi Muhammed Mustafa'yı da aldı Mescidi Haramdan Mescidi Aksaya götürdü. Onu diğer peygamberlerle ve meleklerle tanıştırdı. Onların mücadelelerini bizzat seyrettirdi. Firavunların Nemrutların akıbetini ve onların halihazırda ateşteki durumlarını gösterdi. Meleklerle haşir neşir etti.

Hem sonra bu ilk değil ki. İbrahim'i (as) yakin eden yıldızların, ayın, güneşin Rablikle ilgili gösterimleri... Musa'nın Tuva Vadisi'nde Rabbiyle konuşması... Ağaç üzerindeki ateşten bir sesin "ben senin rabbinim' diye seslenişi. Musa'nın elindeki asanın ejderhaya dönüşmesi... Bunun eğitiminin Musaya bizzat yaptırılarak, Musa'nın yakin hale getirilmesi... Dahası: İsa ya gökten sofra indirilerek İsa'nın yakin kılınması... İbrahim'e ve Zekeriya (as) ya nice yaşlı hallerinde çocuk bahsedilmesi ve bunlara benzer daha pek çok olay. Hepsi peygamberlerin yakinliği için.

Nitekim bunlar birer eğitimdir. Peygamberlerin yakine ulaşmaları için Allah'ın onlara verdiği büyük nimetlerdir bunlar. Dahası şu: Peygamberlere bu nimetler verildikten sonra Allah kendilerini kendilerine şahit tutup onlardan misak almıştır. Buna karşın kesin olarak diyebiliriz ki Allah peygamberleri güçlendirmek için belli zamanlarda onları büyük ayetler göstererek desteklemiştir.

Madem ki Allah peygamberlere, peygamberliklerini ispat edip insanlarda bir yakinlik meydana getirmek için kerametler vermiştir. Peygamberler o kerametleri insanlara karşı kullanırlar ve peygamberliklerini o kerametlerle kanıtlarlar. Ancak bundan daha da mühimi herhalde bir peygamberin kendisinin peygamberliğine seksiz şüphesiz inanıyor olmasıdır. Bir kimse çıkıp ben Allah'ın elçisiyim diyebilir ve kendisine verilen kerametle bunu ispatlar. İnsanların kimi inanır kimi inanmaz ama peygamber kendinden nasıl emin olacak? Peygamberin de nefsi onunla mücadeleye girmeyecek mi bir müddet sonra, yarı yolda kalırsan diye? Peygamberliğine bir acaba sorusu getiren bir kimse zalimlerin karşısında sonuna kadar direnebilir mi? Musa misali bir yolcu, yol sormak ya da bir parça ateş almak için gece karanlığında kafileden ayrılıp uzaktan gördüğü bir ışığa doğru gidecek. Bir ses, ağacın üzerinde yanan ateşin içinden seslenecek, 'Ben senin rabbinim. Sen kutsal Tuva Vadisi'ndesin, saygılı ol" diye. İnsan şaşırmaz mı? Bu olaya insan birden bire nasıl inanır? Bu durumda, "Ne malum; belki de hayal görüyorum, belki de cinlerle muhatap oldum' diye sormaz mı insan kendi kendine? Ya da Hira dağında yapayalnız düşünceye dalmış okuma yazına bilmeyen bir kişinin karşısına biri çıkıp, “Ben Allah'ın elçisiyim, haydi oku, Allah'ın adıyla oku” diyecek ve sıkıştıracak o da korkmayacak... Bu olacak iş değil. Hem sonra doğal değil mi, "ne malum" demesi bu iş başına gelen kimsenin?

İbrahim'in miracı; İbrahim'in yıldızlarla ay ve güneşle ilgili bilgilendirişi ve kuşların diriltilişi hadisesi... Adem'in cennette meleklerle ve İblisle tanışması olayı... İsa'nın çamurdan yaptığı kuş suretlerinin bir üfürmekle canlanıp uçmaları...

Adem'in (as) miracı da farklıdır. Allah, Adem'i özel hazırladığı cennete koydu. Adem orada meleklerle tanıştı. Meleklerin secde edişini orada gördü. Hatta bir bakıma Allah meleklerden özellikle secde etmelerini istedi. Amaç hem Allah a nasıl ibadet edileceğini öğretmek, hem de o muazzam melekler topluluğunun huşu içinde secde edişlerini göstererek Adem'i yakin etmek. Hakeza yine Allah orda Adem'e esas düşmanını tanıttı. İblis'in ne kadar tehlikeli bir düşman olduğunu da uygulamalı bir metotla kavrattı. Adem İblis hakkında da yakin oldu. Bir de ilk rehber ve ilk halife olmasının gereğince o halifeleri Allah, Adem'e tanıttı. Onların isimlerini ve yapacakları büyük işleri üç boyutlu film şeridi gibi yaşattı. Mesela Ashab'ı kehf olayı... Kim yakin olmaz ki kendi zürriyetinden gelecek kimselerin hayatlarını bizzat müşahede ederse? Oğlundan başlayıp on bin sene sonra gelecek nesillerin içinden çok özel kimselerle karşılaşacaksın, onların hayatlarını gözünle göreceksin şaşırmayacaksın öyle mi? İşte bu bir hakikati idrak ettirme olayıdır. Böyle bir şeyi yaşayan insan rabbinden yakin olmaz mı? Bir güç insana, 'Bak ben senin rabbinim ve benden başka rab yok. Bunları sana benden başka kim verebilir" deyip bahsettiklerini bir bir verirse insanda şek şüphe kalır mı? Ya da şöyle sorabiliriz: Peygamberler böylesi miraçlarla güçlendirilmeselerdi, onlar nasıl dayanacaklardı o başlarına gelen musibetlere? İnançtaki en ufak bir gedik direnci zayıflatmaz mı?

Demek ki olay bilinenden farklı: İlk peygambere kendinden sonra geleceklerin hayatlarını gösteren Allah son peygamberi de kendinden önceki peygamberlerle tanıştırdı ve onlarla konuşturdu. Öyle ki her peygamberin bir miracı vardır ve her peygamberin miracı da kendine özel bir durumdur.

Ehl-i Beyt'in de Miracı var? Onların miracı bir bakıma Adem'in Miracına benzer.Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin: Onlar peygamberin kucağında büyüdüler. O peygamber ki: Onun kucağı cennet. O cennet ki orda Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin var. O cennette Ali, Fatıma; Hasan ve Hüseyin eğitildi. O cennette Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin yakin oldu. Ya da şöyle de diyebiliriz: Peygamberin cemalini bir kez gören, onun elini bir kez tutan ya da yüzlerce yıl sonra onun şehrini veya kabrini ziyaret edene bu ameller selamet kaynağı olacak ama peygamberin kucağında büyüyenlere o kucak miraç olmayacak...Olmaz öyle şey. Oysa dönen döndü de Ali dönmedi Muhammed'in yolundan. İşte bunu miraç kazandırdı Aliye. İşte bu miraç Fatıma'yı Fatıma yaptı. İşte bu miraç, Hasan'a sabrı öğretti. İşte bu Miraç Hüseyin'i hakkın sancağı yaptı. İşte bu Miraç Zeynel Abidin'de dua, İmam Bakır'da ilim pınarı, İmam Caferde fıkıh ve diğerlerinde bir başka ışık oldu insanlığı aydınlatan.