Kayıp Öykü

Kenan YAŞAR

        Özlem büyüdü içimde. Öykünün öyküleriyle sessizlik bölünüyor uykum gibi çığlık çığlığa. Bu iletişim çağında ne o ulaşabiliyor bana, ne ben ona. Herkese bire beş veren postaneler öyküden bir tek haber vermiyor bana. Vericilerini kesmişler öykünün kullandığı telefonun. Varsa yoksa sende haber öykü hakkında...

ykünün kaybolduğu ay?”
“Şubat.”
“Ö
yküyü kaçıran?”
“Post modern y
üzlüydü sanırım.”
“Bir ant vard
ı hani ya...”
“Okurduk ba
ğırarak.”
“Ben de do
ğru sayılmazdım öykü için.”
“Esta
ğfurullah.”
“Adam yerine koyup da saymad
ılar ki...”
“And
ıçların dışında... Gönderdiler öyküyü.”

“Öykü yokken yağmur doğmuş. Sonra büyümüş ırmak.”
“Varsay
ılan bir hata... Arkasından zorunlu bir istifa... Havada ikmal. Karışmış arka bahçe."
“Çocuklar top oynarken…”
“Kimini d
ışarı koymuşlar, kimini içeri...”
“Ya
ğmurda yağdıkça yağmış mecburen...
“Korkrnam
ış öykü.”
“Gerek de yokmu
ş zaten.”
“Ö
ykü ağlıyor sanırım... Demişler ki...”
“A
ğlatan baksın.”

“Öyküler her yaz izinde tatile giderlermiş.”
“Ac
ının izni yokmuş aslında.”
“Kald
ıkları yer boş kalırmış gittiklerinde, hüzün...”
“Giden gidermi
ş amma hüzün köpek gibi, git desen de gitmezmiş.”
“Ö
yküyü gittiği yerde de bulurmuş arayanlar.”
“Bulunan aranan m
ı bir bilen varsa?”
“Dinlenir ve
öyle dönerlermiş sevdiklerine.”
“Ka
ç dönüş bir ayrılık eder yürek evinde?”
“Ö
ykünün anahtarı elbette vardır sende. Çalarsın kapısını...”
“Neye yarar bir anahtar daha varsa kap
ıda?”
“Ö
ykü yazılmamış galiba?”
“Gerek var m
ı yazlığı varken?”
“S
ürgün gibi gelmiş bu yıl ki tatil...”
“Kesintisiz uzatm
ışlar sekiz yıl.”

“Çalışma gurubu dahi anlamış öyküyü senin aradığını.
“Ben arar
ım ben bulurum kime ne?”
Öyle dememişler. Yetki vermiş hükümet daha ilk kurulduğunda.”
“Bankalar herkese danışır da bize neden danışmaz?”
“Ama sistem malum kalp krizi ge
çirir bir başka şubatta...”
“Dolar
çıkar, euro çıkar, borsa düşer, iflas ederler sonra...”
“Bir dervi
şin yollarına düşerler.”
“Kendinden ge
çenlerin yolu tekkeye düşer zaten.”
Öyküye de yasak gelir, sana da...”
“Canlar
ı da bir fiskelik aslında...”
Öykü buna rağmen yazılmamış bir daha.”

Sen öyküyü biliyorsun beni de... Şimdilerde bir çekirgeyim en çok. Yepyeni sıçrayışta gözlerim. Sabah akşam aralıksız bir arayış içinde...

Ben öyküyü ararken kaldığım otellerin lobisinde bekleşir... Karşımda saklanır gibi parasız nöbetçiler...

Öyküsüz ne deniz tutar ne dünya beni.
     
 
Seyircisiz bir takım gibi tutmuyor onlar beni. Ben günlük ve onları...
   
    Tutunam
ıyorum bir türlü hayata.

Bir gazete sayfalarına bakıyor gözleri nöbetçilerin, bir bana. Tele-volelerden daha fazla olsa gerek reytingim. Ne önemim varsa bilmem. İpim bellerine bağlı sanki atlasaın yüksekten gelecekler peşimden.

        Baba sanıyorlar beni. Babayım elbet. Ama çocuklarımın...
        Kal
ın perdelerim olmadı bir gün bile.
        Anar
şist bir türkü söyleyemedim. İstemedim de zaten.

Öyküsüz tüller arasından geçti bir hastalık gibi onlara garipliğim. Ben yaklaşmadan yanlarına, onlar ulaştılar bana. Bulaştılar gecelerime... Belki karanlıktı. Gönülleri görmedi gözleri gibi. Düştüler belirsizliğe. Sancılarımın nöbetini taşır gibi uykusuzluk katıyorlar görevlerine.

Biliyorum ki öyküyü bulursam, nöbetçiler gidecek. Nöbetleri bitecek. Dayanamayacaklar, ellerimi değmeye öykünün ellerine. Yağmurlar yağacak çöl yüreklere. Bir dev kaybolacak hülyalarında sessizliğin. Bir deve kaybolacak. Bir bedevi bulacak. Bir çocuk sevinecek. Evini terk edip yanımıza gelirken kaplumbağa, göçe gerek duymayacak kuşlar da sonbaharda.

Kanadı kırık kuşlara bakar gibi bakacak belediye, kalbi kırık yalnızlık dostlarına.

Terziler mutluluk elbisesi dikecek.

Akşamları cami önlerinden çocuklar toplanmayacak, öykü tatlısı dağıtacak hayırlı eller.

Berberler bulutları tarayacak ben öyküyü beklerken.

Edebiyat okumayan edebiyatçılar da bir gün elbet anlayacak öykü ve beni, bugün anladıkları kahveler kadar.

Denizi koyacaklar bir yana, ırmağı bir yana. Irmağın önüne nice barajlar... Yağmur yine yağacak. Ardından sulusepken ve kar...

Barajlar dolup taşacak. Işıklar yükselecek karanlıklarda.
  
  
 Ben bir çıkış bulacağım, öykü beni bulacak.
        İşte o gün, ben öykünün, öykü benim olacak.