|
| ||||||
|
|
|
Kayıp Öykü Kenan YAŞAR Özlem büyüdü içimde. Öykünün öyküleriyle sessizlik bölünüyor uykum gibi çığlık çığlığa. Bu iletişim çağında ne o ulaşabiliyor bana, ne ben ona. Herkese bire beş veren postaneler öyküden bir tek haber vermiyor bana. Vericilerini kesmişler öykünün kullandığı telefonun. Varsa yoksa sende haber öykü hakkında...
"Öykünün
kaybolduğu
ay?”
“Öykü
yokken yağmur
doğmuş.
Sonra büyümüş ırmak.”
“Öyküler
her yaz izinde tatile giderlermiş.”
“Çalışma
gurubu dahi anlamış öyküyü
senin aradığını. Sen öyküyü biliyorsun beni de... Şimdilerde bir çekirgeyim en çok. Yepyeni sıçrayışta gözlerim. Sabah akşam aralıksız bir arayış içinde... Ben öyküyü ararken kaldığım otellerin lobisinde bekleşir... Karşımda saklanır gibi parasız nöbetçiler...
Öyküsüz
ne deniz tutar ne dünya beni. Bir gazete sayfalarına bakıyor gözleri nöbetçilerin, bir bana. Tele-volelerden daha fazla olsa gerek reytingim. Ne önemim varsa bilmem. İpim bellerine bağlı sanki atlasaın yüksekten gelecekler peşimden.
Baba sanıyorlar
beni. Babayım
elbet. Ama çocuklarımın... Öyküsüz tüller arasından geçti bir hastalık gibi onlara garipliğim. Ben yaklaşmadan yanlarına, onlar ulaştılar bana. Bulaştılar gecelerime... Belki karanlıktı. Gönülleri görmedi gözleri gibi. Düştüler belirsizliğe. Sancılarımın nöbetini taşır gibi uykusuzluk katıyorlar görevlerine. Biliyorum ki öyküyü bulursam, nöbetçiler gidecek. Nöbetleri bitecek. Dayanamayacaklar, ellerimi değmeye öykünün ellerine. Yağmurlar yağacak çöl yüreklere. Bir dev kaybolacak hülyalarında sessizliğin. Bir deve kaybolacak. Bir bedevi bulacak. Bir çocuk sevinecek. Evini terk edip yanımıza gelirken kaplumbağa, göçe gerek duymayacak kuşlar da sonbaharda. Kanadı kırık kuşlara bakar gibi bakacak belediye, kalbi kırık yalnızlık dostlarına. Terziler mutluluk elbisesi dikecek. Akşamları cami önlerinden çocuklar toplanmayacak, öykü tatlısı dağıtacak hayırlı eller. Berberler bulutları tarayacak ben öyküyü beklerken. Edebiyat okumayan edebiyatçılar da bir gün elbet anlayacak öykü ve beni, bugün anladıkları kahveler kadar. Denizi koyacaklar bir yana, ırmağı bir yana. Irmağın önüne nice barajlar... Yağmur yine yağacak. Ardından sulusepken ve kar...
Barajlar dolup taşacak. Işıklar
yükselecek
karanlıklarda.
|
|
| ||
|
|
||||||