Gece

M. Şehmus GÜZEL

Gece günün rüyalarını örüyor. Bütün rüyalar nazlıdırlar elbette. Ve sıkı naz çekerler. Naz çekmeyi çok iyi bilirler. Olağanüstü bir dünyada gezinmenin/ yüzmenin başka bir biçimidir rüyalar. Ge-ce-de. Gece ve rüyalar, yaratmaya bir çağrı olabilirler. Yaratmaya ve yaratıcılığa: Hareket halindeki gece, ışıkla, rüyalarımıza ve yaratıcılığımıza çağrıyla dans eden bir maceraya dönüşebilir. Hele bembeyaz geceler. Bir damlacık uykusuz geceler. Uyun(a)mayanlar bilhassa. Madrid'de "gece henüz çok gençtir". Henüz geceliğinin basındadır daha. Madrid de çünkü geceler uzun, çok, uzun yaşarlar. Gece henüz gençliğini yaşarken ve güneş henüz yeni çekilmişken istirahata, gece-yaşam kendi "kahramanlarını" sahneye çıkarır. Chateaubriand, boşuna "Gecenin yıldızı aydır" demedi. Gecenin pek çok "yüzü" vardır. Uzaklardaki gecelerin hele. Ay bazen kaldırım taşlarına vurur. Bazen kaldırım kenarındaki kanalcıklara. La Lune dans le caniveau anımsanır o zaman. Bir film. "Try another vvorld" dersiniz belki. 'Başka Bir Dünya Denemek". Başka bir dünyada başka bir yaşam denemek. Niçin olmasın? Gecenin karanlığını ışığa çevirmek. Siyahtan ışık yaratmak. Ve siyahı o zaman kendine özgü bir renge döndürmek: Belki bütün renklerin anası siyaha. Yıldızların paramparça yansımasını. Ay ışığının kırılmalarını. Cam ve cam parçalarını. Kaldırımda nitekim cam ve cam kırıkları: Dün gecenin sarhoş izleri bunlar mutlaka. Çocukken veya iyice yaşlıyken eğlenmek, eğlenmesini bilerek, evet ama nasıl? Rıhtım (u)yuttu bütün adamlarını, kadınlarını, erkeklerini, çoluk çocuk ve çocuklarını. Bir tek gece nöbette. Bir de klodonun köpeği. Ayrıca serçeleri de saymalı. Bilhassa minik serçeleri. Bilinmez, onlar da gece nöbetine yazılı: Kimi fırsattan istifade yemlenmeyi ihmal etmiyor. Başka bir güneş başka bir ay, başka yıldızlar altında veya üstünde yaşanmalıydı.

Rıhtımda kimi geceler, bir bakarsınız, bir balo: Piaja yakın bir mekanda, sınırları tel örgülerle çizilivermiş. Çevresinde turlayan/nöbette olanlar da, vigiles takımı: Gece nöbetçileri, köpekleriyle. Bir tür büyük çadır içinde ışıklar, gürültüler gürültüler, patırtılar. Hemen orada demirlemiş yatla çadır arasında sık sık git- geller. Ellerinde iyi giyimli, bakımlı kadınlar ve erkekler. Üç kişilik bir orkestra, hemen çadırın girişinde,1930'ların havalarını çalıyor. Genç işçi rıhtımdaki bankta iyice pısırıklaştı. Sanki taşlaştı. Sanki ayda eriyor. Sönüyor. Yok oluyor. Toz ve toprak olup gitti-gidiyor.

Gece yürüyüşü yanımızda kimin olduğuna göre değişik biçimler ve renkler taşıyabilir: Gece yürüyüşünüz balonsu bir havada olabileceği gibi, kabusumsu bir hale de girebilir. Aynı gece yürüyüşünde birinden diğerine geçineniz de olası. Gece yürüyüşünüz bir kabusa çabucak dönüşebilir. Eğer yol arkadaşınızı iyi seçmemişseniz. Seçemediyseniz. Örnek: Her şeyi eleştiren, hiçbir konuda asla sizinle aynı fikirde olmayan bir yol arkadaşınız varsa yandığınızın resmidir. Hele aynı şeyleri söylediğinizde bile sizinle tartışma "olanağı" yaratabilen biriyleseniz: Kabus artık ayın, yıldızların, gecenin, plajın, çadırın, orkestranın, iyi giyimli ve bakımlı kadınların ve daha ne varsa hepsinin yerini alabilir. Yandığınızın resmidir. Daha ne istiyorsunuz yani?

Gece yaşantısı bir daha gün yüzü göremeyecekmiş gibi çekip gidiyor.

Gecenin ve denizin grisi, sayfamı bir başta öbürüne geçip duruyor.

Not/yorum :

Bu öykü M.Şehmus Güzel'in "RIHTIMDA ÖLÜ VAR" adlı kitabından alınmıştır.

Biz tek bir konuyu işleyen öykü zincirinden sadece "Gece" adlı öyküyü koparıp aldık. Oysa "Gece" öyküsü "Rıhtımda Ölü Var" adlı öykü kompleksini oluşturan eleman öykülerden birisidir. 'Rıhtımda Ölü Var " kitabı aslında bir rıhtımda bir araya gelen insanların ortak tavırlarını değişik hikayelemelerle öyküleştirilmiş rıhtımsal bir öyküdür. Hatta birçok farklı öyküyü bir araya toplayan öyküler rıhtımıdır demek de mümkündür bu kitap için.

Şehmus Güzel bu öyküyü denemenin bilinen ince tekniklerini ve kendine has buluşlarıyla güçlendirmiştir. Şehmus Güzel kim bilir belki de öyküye denemeyi yüzde doksan oranında yediren istisna öykücülerden birisidir. Bu konuda Oktay Akbal'ın "Galata Kulesinde Bir Ölüm ' adlı öyküsü var denemenin öyküde kullanılışına örnek gösterilen; ama Şehmus Güzel'in denemeyi öyküde kullanışı çok daha yüksek seviyededir. Pek çok kimsenin "bu bal gibi deneme, neresi öykü bunun" diye çıkışmasına da hak vermek gerekir ama" Gece" bir öyküdür ve "Rıhtımda Ölü Var ' adıyla bir arada tutulmuş ve ince bağlarla bir birine bağlanmış öykü halkalarından bir halkadır.

Gece, ilk paragrafta denemenin bilinen ve bilinmeyen tüm teknikleriyle açıklanmış. İkinci paragrafta ise gecenin rıhtımdaki durumu tasvir edilmiş ama hareketlere dayalı olarak. Üçüncü paragrafta yine rıhtımdaki gece ön planda. Sonraki paragrafta gecenin tehlikeleri gece yürüyüşleriyle açıklanıyor. Sonunda anlatıcının rıhtımda bir evden rıhtımı gözetleyen birinin gördüklerini içselleştirerek anlatması gibi bir çağrışım yaratılıyor ve "GECE" öyküsüne kompleks öyküde yer hazırlanıyor. Öyküdeki olayın bitmeyişi ve giriş, düğüm, çözüm gibi şeylere rağbet etmeyip rıhtımda gecenin akıp giden durumunu bir süreç şeklinde vermesi Şehmus Güzel'in öykü tekniklerini de çok iyi bildiği anlamına gelmektedir.

Şunu da hatırlatalım: "Rıhtımda Ölü Var" adlı karmaşık öykü kitabında "YOLA DÜŞERKEN" ve "RIHTIM" gibi kayda değer öyküler var ve onlardan "RIHTIM"ı yayınlamak gerekirdi ama insanlıkça zararı kesin ispatlanmış şarabın(içkinin) ağız dolusu anlatılışı buna engel oldu. Bize göre sanatta zararlının ve kötünün estetik anlatımı yapılmamalıdır.

Biz bir not/yorumla bu kadarını söylüyoruz. Böyle eserlerin inceleme yazılarına konu olması gerekir ama bizim zamanımız ve yerimiz müsait değildi.

Tebrik ediyoruz Şehmus Güzel'i.

Editör