Duasız Çocuk

Tülay BİLGİN

Kalabalıklarda yapayalnız kaldı çocuklarımız. Onu koruyan melekler bir annenin dudaklarından dökülen dualarda diriliyordu çünkü.

Anne demek dua demekti. Dualar ederek yol ederdi anneler çocuklarını. Şu yoğunlaştırdığımız hayatın içinde kaldı çocuklarımız çaresiz ve korumasız (meleksiz). Onlar Rabbimin katından yeni inmiş nurdan çocuklar. Onların maddi manevi beslenmesi biz annelerin elinde ve dilinde...

Çocuklarımızın, biz yanlarında yokken yanlarında bir meleğin koruduğunu bilmesi onları daha da kuvvetlendiriyor; çünkü yeni doğmuş bir bebek anneden aldığı aktif dalgalar sayesinde koruma altında olduğunu anlarmış. Halihazırda yaşadığımız dünyada, maneviyat dediğimiz gözle göremediğimiz haller bize atalarımız tarafından öğretildi. Ama biz hep yeni şeyler keşfetmek modern olmak peşindeyiz. Acaba bu kadar modern dünyada, suçların bu kadar arttığı bir ortamda, modern hayat sınıfta kalmadı mı?

Nitekim modern kalınarak da maneviyat yaşanır ve yaşatılır. Bizler başımıza kötü olaylar geldiğinde dualar ediyoruz. Ne var ki başımıza kötü olaylar gelmesin diye dua etmemiz gerekir. Bilim adamları, nazar duası ve Ayetel Kürsi okunan insanın üzerinde manyetik koruma kalkanı oluştuğunu söylüyorlar. Demek ki her durumda dualar insan birer sığınak ve korunaktır. Çocuklarımızı meleklerden ordulara emanet edelim mi?

Hep kopya çekerek yaşıyoruz hayatı. O zaman kopyayı gelecekte değil, geçmişte niye aramıyoruz... Tüm yaşanmışlıklar, dünden ibret insana!