Yitirilmiş Maden: Teşekkür

Eyyüp AKYÜZ

Sizin hiç teşekkür eden bir diliniz oldu mu? Şükranlar barındıran, dilinize teşekkür etmesi için komutlar veren, vefakar bir kalbiniz oldu mu?

Aslında sorun belli. Hep başka sebeplerde arasak da neden gün gibi ortada: Teşekkürü kaybettik. Gelişigüzel yaşanan, seyrine bırakılan dünyada en güzel hasletlerden olan teşekkürü yitirdik. En acı kayıplarımızdan birisi bu. Alıp başını gitti aramızdan. Bir hiç uğruna, sebepsiz... Çekip gitti arkasına bakmadan.

Karşılığını bulamadı yapılanlar. Sahipsiz kaldı iyilikler. Nedensiz suskunluklarımız eritti güzellikleri. Başıboş kaldık dünya çölünde. Teşekkürsüz bir dünyanın anlamı suya yazı yazmaktan, boşluğa adım atmaktan başka ne olabilirdi.

Rezzak rızk verdi şükür yok, anne babamız peşimizde koşturdu teşekkür yok, eşimiz hizmetimize koştu kıymet bilenimiz yok... Oysa sıkı sıkıya bağlardı eskiden bir minik tebessüm, bir bakış, içten bir sarılış... Gözler anlatırdı minnet duygusunu, söze gerek duyulmazdı pek çok zaman. Şimdi ne gözlerde bir mana var ne sözlerde. Kurduğumuz hiçbir cümle teşekkürün olduğu sokaktan geçmiyor. Şükranlarımız samimiyetten binlerce kilometre uzakta. Uzun metrajlı sözlerimiz kifayetsiz, tavırlarımız sıradan. Hiç çıkarsız yanımızdaydı sevdiklerimiz. Hepsini üzdük, kırdık bir bir. Mecbur muydular ihsanda bulunmaya? Değildiler elbette. Sadece bir teşekkür... Yetecekti dostluğu kurtarmaya.

Gururumuz, tevazudan uzak kalbimiz set kurdu dostlarımızla aramıza. Bitmek tükenmek bilmeyen arzularımız engelledi çevremizle sıkı bağ kurmayı. Geriye çocukluk günlerinden, eski masumiyetlerden başka bir şey kalmadı.

Yalnızlığa, kimsesizliğe mahkum ettik mezarda atalarımızı, beşikte çocuklarımızı. Yarınlara erteledik eş dost ziyaretlerini. Rafa kaldırdık hediyeleşmeleri. Kendi ellerimizle kısalttık zavallı ömürlerimizi. Hayat uzun, ömür bereketli, günler güzel değil miydi eskiden? Eskiden... Yani insanlar dostken, bir kalp bir başka kalbe yakınken, insan "kadirşinas" sıfatını taşırken...

Şükürsüz, teşekkürsüz bir yaşama katlanamayan dostluk uçup gitti, sevgi öldü, samimiyet intihar etti.

Şair Hüseyin Atlansoy ne de güzel konuşturmuş kelimelerini:

Sade ekmeği bildiğimiz

günler geçmişte
ve güzeldi anneanne
         şimdi ekmek dile gelse boğazımızdan geçişine

utandığını söylerdi.

Neden hep aynı... Şükür ve teşekkür eksikliği... Şimdi alemlerin efendisi Rasulallah (sav)” in altından kıymetli sözlerinden birisine açalım gönlümüzü:

“İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah” a şükretmiş olmaz."

Sizin hiç kalbiniz oldu mu yoksa hiç olmadan öldü mü?