Sanatçı Şahsiyeti

Cevat AKKANAT

Sanat ve onun bir dalı olarak edebiyat, öncelikle 'şahsi' bir nitelik taşır. Bunu, sanat kelimesininanlamlıları olan 'amel', 'fiil' gibi kavramlarla ve edebiyatın kökü 'edeple birlikte düşününce daha iyi anlarız. Bu etkinlikler, bir irade, idrak ve şuur içinde, insanın bizzat kendisi tarafından gerçekleştirilir. Diğer bir ifade ile böyle yapılırsa değerlidir.

"En güzel şekilde" yaratılan insan temel mayası, fıtratı itibariyle temiz ve paktır. Fakat hayat sürüp giderken göz önünde bulunduracağı tercihler, alacağı tavırlar, kimliğini belirler. Demek ki bir insanı 'belirleyen', 'tanımlayan' kendi tercihleridir. İnsanoğlu için bu tercihlerin sonunda birbirinden farklı iki duruş söz konusudur: Birincisi, iş, eylem, fiil ve sanatlarını 'sahih ve 'salih yapan'ın duruşu, ikincisi ise aynı etkinlikleri sadece 'yapan'ın...

Sahihi i k ve salihlik 'bilinç' ile hayatiyet kazanır. Bilinç, olumlu 'tercih'in ve 'iman'ın doğurucusudur. Bilinç dışı bir nitelik taşıyan 'yapmak' ise 'adet', 'töre', 'esatir-i evvel' gibi temel dayanaklara yaslanabilir ve genellikle yansız bir tutumun görüntüsüdür. Böylece gafleti, uyuşukluğu, dolayısıyla hıyanetliği içerir. Bu noktada, "Ne yapıyorum" bilincine sahip olanın şahsi duruşu ile 'adet'e uyuverenin kaba kalabalığı iki karşıt duruş olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu iki karşıt duruşun ilkini oluşturan şahsilik, her yaratışta olduğu gibi, sanat (ve edebiyat) alanında da 'nefsi' ve haliyle 'insani' olanı kapsar. Velhasıl, sanat şahsi ve kişiseldir. Öyleyse, bunları icra edenlerden, saflığın, paklığın, kısacası fıtratın lüzumunca hareket edenler şuurlu ve muttakidirler. Doğal olarak onlara 'münferit' vasfını da olumlu bir sıfat olarak ekleyebiliriz. 'Takva' sahibi olduğu, yani şahıs özelliği kazandığı ve beşerilikten insaniliğe yükseldiği için de bu münferit insanlar haysiyetli ve muhteremdir.

Söylemeye gerek yok, böyle bir 'nefs'in taşıyıcısı olan sanatçı 'sürü'den ayrılmış demektir. O artık hakk, hayr, sabr, adalet gibi 'dinamik' kavramların mühim bir taşıyıcısıdır.

Unutmadan belirtelim, burada tanım ve tasviri verilen 'şahsiyet' her 'insan teki' için 'arzulananı ifade etmektedir. Bakmayın, biz 'sanatçı' deyiverdik; dostlarımız hatırına. Çün 'şaşkın' endamlarla vadi seyahatine taarruz edenler varmış aralarında!