|
| ||||||
|
|
|
Mahmut SÜREYYA İKİ ADAM Geldin toplantıya. İki adam olduk. Bir ben bir sen... Ha! Bir de var olan yokluk. Sesler perdede. Ortalık kalabalık. Konuştu yokluk: Birlik dirlik. Bayram seyran. Namus ahlak. Doğru dürüst. Bizler sizler onlar. Dinledi varlık. Dinledi yokluk. Alkış tuttu. Sen tutmadın. Tutsan maya tutacaktı sessizlik. Büyük bir itiraz doğacaktı. İtiraz bile gecikmekten utanacaktı. Var olan yokluk tutarken geceyi. Sen tutmadın. Koklamadın yapmacık çiçekleri. Gittin. Gidişinde bir itirazdı zaten. Geride bir adam kaldı bir de var olan yokluk. DERİN Derin bir göle taş attı adam. Yeşil gözlerinin derinliğinde kayboldu kederler. Derin derin aradı derin yarasına çareler. Derin bir mezara koydu ihaneti. Derin dondurucuya hapsetti kılıçtan keskin dilini. Derin bir uykuya saldı sıkılmış yumruk gibi düşüncelerini. Derindi. Derinliği severdi. Bu yüzden derinliğe dalardı. Çimen derinliğinde güler, göklerin derinliğinde gezerdi hayalleri. Bir gün geldi yoktu artık. Sebep ölüm değildi. Sebep yürekten gelmeyen sığ sözlerle sevilmekti.
|
|
| ||
|
|
||||||