düş ve karanfil

Gani AKSAN

alnıma sürülen bıçak yaralarını taşıyorum geceye
kesildiği yerden ölüyorum düşleri
düşüşlerine katık olmuşken
pişmanlığa çalıyor sözlerim
kavruk hüzün sıcaklığında
belki paklanırım

yüreğimi ezdim üç harfli bir yalnızlıkta
üç heceye sevdalar biriktirdim durmadan
soluk bir sessizliğe sattım hüzünlerimi
rüzgarın acı kokan nefesinde saçlarını yaktım

sustum
avazınca haykırışlarımı gizledim
karanfil kokulu hülyalardan geçtim
kendimden geçtim sensizlikten usulca
nereye çarpsam yandım yaktım

ölümlere aşinalık
artık ölmüyorum

yok artık yokluğunu tebessümle yakan
o esmer yürekli çocuk

ateşten bir düş bu
göğüs kafesimde depremler yaratan
bir kalbi öldürmenin bedeli mi bu

bin kalbe köle olmak ya da kalpsiz kalmak
dipnotlarda çürümek gibi bir yalnızlık

zalim çiçek diye sunulan düş yorgunu karanfil
yokluğunun eteklerinden topladığım güzel yüzün
bir yetimin başını okşamak gibi sessiz
sessizlikte çoğalacaksın

şimdi
kan mevsimine aralanıyor gözlerim

karanfilin kırmızısında
düşüyorum
üşüyorum