aşktan dağlanıp da dağ olmuş bir taşa ağladığımdır

Mehmet OKUMUŞ

 

hangi dağın gözünden aktın kim için
hangi damarın kanında kaldı kırmızılığın kin için
hangi kalbin kuyusundan çıktın da çatlağın bir aşkı sızıyor için için

kırk ikindi geçmiş üstünden bir damla bırakmamış yağmur
göz nereden alacak yaşını nereden kaderine kalem çekilecek
toprak taşa dönmez taştır toprağa dönen kalp gibi serteldikçe
ebcedi düşer üstüne aşkın sırtı bıçak sanki durulmaz ayakucunda
ısın ve kavlat kabuğunu çıkar içinden çakılları kanser etmeden

genzine aşk kaçınca adamın annesiz doğuyor çocuklar
payıma babadan miras olaydı da düşmeyeydi aşk büyük kardeşten
sakladığın kahrın katında yedilere karışılmaz sırdan
karadır sevda kaç kişiyi çeker her parçası yedişer bir kurban
kabil kadar kabul değil şahitliğim bileklerimde
düğümlenir rengini sel vurmuş çamurun kurusu adam
sanki içi cam dışı taş kesiği bir kadın yazmasında el
ettiğim yemin gibi tutulmuyor ay

ölüsü yok bu mezarın öldürdüğünden başka kimse sığmaz
üç asır uykuya tufan girer kıyamsız bir namaza kalkar aşk
tek hükmü secdedir yerden alır nasibini her şey
kendini bir tepenin düzlüğüne sürecekse sürsün
dökülecek saçların yok senin ağlama duvarına taş olacak kadar taş ol
bir yıldırım çek göğe kızdığında felek
nuha gemi et beni

üstelik

kaç taya çelme taktın diz kırığı her tarafın
keskin köşelerinin pıhtısında kurur çöl sukut gibi çöker suyun dibine
kuşlar geçer içimden kuşlar buruk sözleri taşır kan at
gürleyen gökleri getirseler de aşkın kapısında küf kokmaz
nemli yanar ateşler alınların çizgisinde uzadıkça kesilir kederin dili
dalına biner adamın evcil geçitler
dalına biner geçer itler

mademki

ayaktan yukarısı yok aşkın
başkalaş !
nasılsa Allah gittiğin yolu çevirmez
dizine konmuş baştan aşağısı hikaye