|
Yalnızlığı Keşfetmek
Halit YILDIRIM
Bir fırtına öncesi sessizliği yaşayan en ruhum en sonunda bir şeyi
keşfetti.
Kolay değil 40 yıllık ömrümde ilk defa bir şey keşfetti. Gerçi
Arşimed gibi avaz
avaz "buldum, buldum" diye koşmadım. Fakat boğazıma düğümlenen bir
hıçkırığın
ardından üç beş damla yaşla kutladım keşfimi. Olsun bin eski şarkıda
"Bu
dünyada
mutluluk
üç beş damla gözyaşı" demiyor muydu?
Mutluydum işte.
Bir
sokak lambası
gibi tek başıma, boynum bükük yalnızlığımı düşündüm
geceler boyu. Gölgemin bile olmadığını hissettim. Gölgemin bile
benden kaçtığını
gördüm. Olsun yüce dağlar
bile
tek başına değil mi? Ne kadar da bbenziyoruz
dağlarla birbirimize böyle. Onunda başında karlar var, benim de
başımda aklar.
Onun da yosun tutmuş dereleri, benim de yosun tutmuş gözlerim var. O
da yalnız,
ben de
yalnızım.
O ne güzel şarkıydı öyle. Nihavent
yalnızlık
şarkısı:
"Gökyüzünde yalnız gezen yıldızllar, Yeryüzünde sizin kadar yalnızım
Bir haykırsam belki duyulur sesim,
Ben yalnızım, ben yalnızım, yalnızım."
Belki benimde kaderim bu, böyle yazılmış yazım. Yalnızlık üstüne.
Sessiz bir filmin en yalnız
aktörü olarak bu "hayat" adlı drama tek başıma oynamak,
hıçkırıklarla alkışlanmak, gözyaşlarıyla ödüllenme. Ne kadar güzel
değil mi? Bu nasıl bir duygu böyle Allahım. Hani derlerdi büyüklerin
"yalnızlık Allah'a mahus"
diye. Senin yalnızlığın Rab'lığından, şerikinin olmamasından. Kullun
yalnızlığı öyle
mi?
Geceyi düşünürüm şehir ışıkları altında kandil kandil parlar
ışıklar. Raks
eder huzme huzme. Gündüz ise bir keşmekeş bir koşturmaca ama her
taraf cıvıl cıvıl. Bu kadar varlığın içinde benim yalnızlığım ve
benim gibi yalnızlar... Anlaşılır
gibi değil.
Yalnızlık yabancılaşmak mı acaba? Ya da yabancılaşanlara karşı
direnmek
ve hala orijinal kalmak mı?
Paylaşamamak mı bozulan değerleri?
Yalnızlık
anlatamamak mı
yoksa anlaşılamamak mı? Aşık mıyım acaba adı sanı belli olmayan
yüzünü bile hiç görmediğim o güzele. Ya da aykırı mıyım
içinde yaşadığım bu topluma kültürel
yalnızlık
mı çekiyorum. Bu cevapsız sorular
uğuldanıp dururken kafamın içinde ben yalnızlığımla baş basayım.
Tıpkı şu dizelerde
vücut bulan hislerimde olduğu gibi :
"sana o mektupları yazardım gözyaşlarımla,
ne hayaller kurardım ah o cahil başımla.
Şimdi avunuyorum bir hayal dünyasında,
adı yalnızlık olan hayat arkadaşımla."
Evet yalnızlığımı kendime hayat arkadaşı etmişim. Belki de bu
yalnızlığımla
kendimi bulmuşum.
|