|
|
|
Başyazı
Kenan YAŞAR
Aşkın e hali'nin üçüncü sayısında, üçüncü sayının başlangıcında
yürekten
bir merhaba!
Hallac'a göre
"Saymak sınırlamaktır." Bir başkası "İnsan sevdiğine
götürdüğünü sayar
mı" der. Ama biz yine de başlangıçları hatırda tutarak söze
başlayalım.
Akıl ve gönül
kümelerinin bileşkesindeki bir kararla çıktığımız yolu;
yüreklerde,
zihinlerde
yer bulacak
şekilde
yürümeye devam ediyoruz.
Biliyoruz ki her
başlangıç, bir kibritin alevidir. Tutuşur, tutuşturur bir şeyleri.
Sonra
büyür, ışık olur yangın olur. Nasıl ki Güneş yaydığı ısı ve ışık
enerjisi ile her
şeyi değiştirir,
oluşturduğu sistemde her şeye belli bir yörüngede yer verirse, biz
de "e hali" olarak sahip olduğumuz enerjiyi edebiyat alanında belli
bir sinerjiye dönüştürme gayretindeyiz. Bu amaçla her söz, denize
düşen bir
damla oluyor. Onlar ki; bazen bir
buluttan düşen birkaç yağmur damlası. Bazen bir ırmağın yedi
iklimden derleyip toplayıp
getirip denize döktüğü damlalar. Bir yandan şifre çözer
gibi insanın
kendini çözmesi, kendi değerlerinin, kendi kültürünün manasını
kavraması;
sözün yağmur oluşu, göl oluşu, ırmak oluşu ve nihayet akıp yatağını
buluşudur.
O yataktan akarak, aktıkça yatağı güçlendirerek denize varışıdır.
E hali'ni nehrin
yatağı olarak görüyoruz. Damlalardan oluşan bir ırmağa
gebe bir yatak...
Her nefeste yenilenen dünyada her nefesteki eylemin, duygunun,
hayalin
resmini çekerek tarihe parmak izi olarak bırakmaya zemin olan bir
yer.
E hali'nde
orijinal konu kadar orijinal bir söyleyiş arayışı içinde; başta
şiir,
deneme, makale, öykü, mektup ve diğer edebi ürünlerin doğuşunu
teşvik etmek
ve çok değerli
okuyucu ile
tanıştırmak çabasındayız. O edebi ürünler ki; her
tekrarında
ayrı
bir
anlam, ayrı
bir
tat
alınabilinen
eserlerdir.
Dergimizin isminin
yaptığı zengin çağrışımlara uygun bu edebi eserlerin yaşadığımız
şehirden, birilerinin hala küçümser bir bakışla taşra olarak
nitelediği
bu yerlerden de zümrüt değerinde olabileceğini kanıtlamak
gayretindeyiz.
Her birimiz
kozalarımızda yaşıyoruz. Kim bilir etrafımızı ne kadar
değiştirebilecek
enerjiye sahibiz de
farkında değiliz. Hal böyle olunca ilgilisini, kendi enerjisini
fark etmeye, kozasından çıkmaya,
hanesindeki cevherleri çoğaltmaya, bulutlarını
yağmura
dönüştürmeye çağırıyoruz. İçindeki noktaları çoğaltıp çizgiye,
çizgileri
çoğaltıp
yüzeye, yüzeylerden hacmi meydana getirmeye ve getirilenleri
paylaşmaya
çağırıyoruz. Her geçen gün yatağını güçlendirecek, damlasından
denizler
doğurabilecek
bir
E
hali'yle
nice
sayılarda bulşmak
dileğiyle...
|
|
|