|
Abdulgani AKSAN
Sevgili Dostum
... Noktalarla Başlıyorum Her Yalnızlığa
Sesini sapladım içime. Sensizliğe tanık yüreğim gecelerden yorgun.
Gözlerim
duvarlardaki hüzünden dalgın. Satırların zindanında esaret oluyor
ömrüm. Oysa
gözlerinde boğulmak istemiştim. Bulutlardan topladığım hüznü
gözlerine yağmak
istemiştim. Sen bilmedin. Beyhude umursamazlığını yaktım yüreğimde
gece oldum,
yağmur oldum bomboş caddelere yağdım. Sen yine bilmedin
Aşkın divaneliğinde büyüttüğüm sözlerden uzak elemlerim bir bir
depreşirken
duvarlarımda bilinmezliklere sürgündeyim. Bütün geç kalmışlığıyla
yüreğimi sömüren aşk artığı sevgilere tanığım. Körpe umutlarla
yarattığım kentimin acı
uğultuları kulağımda. Geceden düşüyorum üstelik tutan da yok
ellerimden...
Nokta konmuş bir hayatın sessiz iniltilerinden ibaret çığlıklarından
yeniden
doğmayı denedim hep. Hoyratım! Hayatın en dik yamacında
yalnızlığım
oldun. Kasvetsiz rüzgârlardan
arta kalan nefretleri yığdın avuçlarıma. Buz kestim, cam
kırıkları birikti gözlerimde. Acı bir hüzün, dolu bir bulut
dökülmeye ramak kalmış.
Zamansızlığın dur durak bilmez savaşlarından yenik çıkmış yüreğimde,
efsunlu
bir sevdayla inatlaşıyorum ve zaman tüm soyut yanlarını kusuyor
yüzüme. Düşün
ki zaman acımasızdı bize ya da bana! Ki zamandı her şeyi bana veren
ya da bize!
Seni verdi mesela; yalnızlığı yani.
Usul usul içime sızan bu acı bu
yalnızlık
senden hatıra. Hayatımızın
duvarlarına astım. İçimin okyanuslarından yaptığım mavi düşler Ê
boğuldu, hayata isyanımı
armağan ettim kıvranıyorum1
Şimdi hayat öyküsüzlüğümün nişanı gibi duruyor hüznün doğurduğu
resmin
kucağında. Yüzüme asıyorum çoğu zaman yüreğimdeki boşluklara
esaretimi.
Yüzümde kırışıyor hayat. Gitmelerine can yakıyorum. Ben, kızıl bir
aşkla gelmek
isterken sana sen somurtkan mutlulukları seçtin, gece artığı
saatlerde kaldın,
güneşi soğuttun gözlerinde gözlerim dondu. Ey yâr! Saçlarında
dalgalanan o hüzün
kimin? Beni kirpiklerinden astığın günden beri milyon defa ölüyorum,
yanlış senaryolara intiharlar biriktiriyorum, gidişinden hasretler
yapıyorum kendime
sonra yine ölüyorum.
Cüzzamlı yağmurları damlıyorsun içime. Kapandı sesine isyan eden bu
ağız. Her adım bir intihar dirilemem artık. Köşe başlarında ninni
gibi sal'a sesleri
üşüşüyor kulaklarıma. Ben hangi kimim? Dilinde çürüttüğün o şarkı,
kaleminde
yanan o
şiir
kime yol oluyor? Hangi gökyüzünde mutlusun? Mutlumusun?
Susarak haykırıyorum sana sessizliğim oluyorsun. Geceye satıyorum
düşlerimi,
yalnızlık
kentine göçüyorum ve her yağmur gibi kendimi ağlıyorum.
Susuyorum. "Aklıma düşsen
yalnızlık
oluyorum." Seni seviyorum...
|