|
şairin anatomisi
Abdulgani AKSAN
hayatın geç
kalmış yanlarına yenik düştük
ağlamış sancıdan avare gecelerdeyiz
güneşin karanlık yüzüne talibiz nicedir
hayat sonu olmaktan çıktı susmalarımız
susmalar ki kanatırdı geceyi
ve hep geceleri âşık olurduk sessiz
titreyen ellerimiz vardı ellerimiz
yüreklerimizi avuçlamaktan yoksun ellerimiz
şizofren zamanlarda çoğalıyorduk
heybemizde öylesine aciz sözcükler ve acı intihar senaryoları
parmak uçlarından üşüyen kentlerden geçtik
geçtiğimiz kentler de anlamadı bizi
biz yorgun yürek kervanlarıyız
çöl rüzgârını taşıyor saçlarımız
ve kirpiklerimiz ıslanıyor yorgun eşiklerde
gecikmiş yağmurlara esaret satıyoruz
mum ışığında titreyen sevdamız isini sürme diye çekiyor gözlerimize
imlası bozuk cümleleriz
sözlerden yapılma sessizliğiz biz
gözlerimizin tenhalığında biriktirdiğimiz yalnızlıktır
anlayın bizi
biz kalabalık kentlerin üşümüş yürek yangınlarıyız
uslandırın bizi
güncemizdeki tek söz hüzünden bir bulut
geceleri dökülürüz kente her defasında
kent susar ve biz "koca ağız çocuklar oluruz" emaresini toplarız
sokakların
aşk ürpertisi dokunurken tenimize ince bir sızı belirir yangınlara
karışık
biz nice ki susarız
cümleler haykırır
yürekten kalemden beyaz bir nesneye kendime
 |
 |
|