|
ZİNCİR
Necat
YAZICI
İnsanın ömrü,
kendine vurduğu zincirlerle mi yoksa başkalarının uygun gördüğü
zincirlerle mi yaşayacağı sorusuna nasıl bir cevap vermesi
gerektiğine dair bir düşünce ile gelip geçiyor.
Denebilir ki
neticede insan bir zincirle yaşamak zorunda kalacaksa, bu zincirin
kime ait olduğu çok da önemli değildir.
Evet , sorun
sadece zincire indirgenebilirse ve ispat edilebilirse ki insanlar
zincirlerle yaşamaya mahkum ve mecburdurlar, o takdirde gerçekten de
çok önem taşımayacaktır bağlı bulunduğumuz zincire kimin vaziyet
ettiği.
Oysa sorunun daha
bir derinlerde olduğuna dair kuvvetli şüpheler de yok değil.
Tarih boyunca biz
insanların boyunlarımızda taşıya geldiğimiz zincirlere bakıp da
sakın onunla doğduğumuz sonucuna varılmasın.
Takdir edilir ki,
insan annesinin karnında da zincirli olamaz.
Yoksa biz
zincirlerimizi orada mı takıverdik boynumuza?
İşte büyük bir
şüphe size.
Şüpheler
tereddütleri ve tereddütler de muhakkak acı bir ölümü müjdeler.
Ölümün
mukadderliğine kimsenin bir itirazı olmayacaktır. Hoş olsa ne
olur?Neticede bu iddia sahibi de bir gün "sonu" tecrübe
edecektir.İşte size bir kaçınılmaz.Yani, sanki bir zincir değil
mi?Kaçınılmaz olanla zincir arasında insan ister istemez bir bağ
kuruveriyor hemencik zihninde.
Hayat sizin için
bir yolculuk ve sizde bir yolcu iseniz zannınıza göre, o halde
"zincir" anahtar bir yer işgal ediyordur/etmelidir zihin dünyanızda.
Aslında zincir
dendiğinde neleri anladıkları sorulmalı tüm insanlığa. Çıkan
sonuçlar hayatın neresinde ve nasıl konuşlandığımızın bir resmini
verecektir inanın. Resim demek.bir şeyi zapturapt altına almak ve
onu aleyhte delil olarak kullanmak demektir.
Bu manada
piramitler bir resimdir. Görmediğimiz/göremeyeceğimiz "an'ların bir
resmidir tarihin derinliklerinden günümüze ulaşan. Bir de "tuğra
arası "okumak önemlidir kanaatimce. Hani satır arasında olanları
bulup çıkarmak gibi.
Şimdi tabii
piramitlerde satırlar yok. O nedenle satır aralarında o günün
işçilerinin /mustaz'aflarının feryatlarının resmini bulma imkanımız
da yok. Ama sanki öyle geliyor ki insana, bunların inşası ile bizim
"zincirimiz" arasında, tuğlaların arasında bir ilişki var.
Yoksa piramit
işçileri de, annelerinin karnından zincirle mi doğmuşlardı?
Bu soruya cevap
vermek için belki de "tüm tuğlaları" yerinden oynatmamız gerekecek.
Aksi takdirde sadece bir iki tuğlanın güneşe dönüklüğünü sağlamakla
elde edilecek aydınlığın bu önemli işi gerçekleştirmesi zor
gözüküyor.
Anlıyorum sizi.
Ben de aynı düşüncedeyim. Kolay değil diyorsunuz, kolay değil
diyoruz koca piramidi tuğlalarına ayırıp,oradan o zavallı insanların
"ruhlarını" çıkarmak ve onları hiç tatmadıkları özgürlükle
tanıştırmak.
Olsun, bence
hiçbir mahsuru yok ve benim sanırım buna ayıracak biraz vaktim de
olacak, olacak şuralarda bir yerlerde.
Hele bir şu elimi
kolumu bağlayan zincirlerimden kurtulayım, inanın ilk işim Mısır'a
gidip o mazlumların "ahinin" resmini çekmek ve tuğla aralarından
bana fısıldayacakları gerçekleri sizin için,herkesler için teybime
kaydedip dönmek olacak.
İnanın.
Hele bir
kurtulursam şu zincirlerden.
|