|
ŞİİR VE
OLUŞUM SENARYOLARI
Metin
DEMİRCİ
"Nasıl" sorusunun
şiir oluşumunda önemli bir yeri olduğu bir gerçektir. Şairler bunu
iyi bilirler.
Şair kim sorusunu
pek sormaz kendine? Kim sorusunun cevabı bu sorunun sorulmasını
gerektirmeyecek kadar nettir şair için. Şairin tek muhatabı vardır;
o da sevdiğidir. "Kim", sorusunu ne diye sorsun ki şair. Şaire göre
güzel kim, sevgili. Üşüten kim, sevgili. ısıtan kim sevgili. Yakan
kim, Sevgili. Mazlum kim, şair. Üşüyen kim, şair. Isınan kim, şair.
Yanan kim, şair...
Oysa "nasıl,,
sorusu böyle mi? Sevgilim güzel ama "nasıl güzel,,? Sevgilim zalim,
ama "nasıl zalim,,? Sevgili yakar ama nasıl yakar? Üşüyorum; ama
"nasıl üşüyorum,,? Kızıyorum ama "nasıl kızıyorum,,? "Nasıl",
"nasıl", "nasıl"? Nasıl sorusunun cevabı bir şiir eder. Genellikle
"nasıl" sorusuna verilen cevaplarla oluşur şiir.
Açıklamaya
çalıştığımız olaya Arif DÜLGER'in şu şiiri güzel bir örnektir.
"Şiir ve ateş
yakar bir beni
Çavuşbaşı mahallesi
veteriner sokakta
Gözlerim terler yüreğimde
aşk nisan yağmurlarıyla
Buzlar kurumuş gözyaşları
toprak damlı evlerin
Şiir çözülür güneşin
dağlara gülen yüzünde"
Belkide Arif
Dülger Bey ' Çavuşbaşı Mahallesi Veteriner Sokak'ta bir zaman
yaşamıştır ama bunun fazlaca bir önemi yoktur. Gerçek olsa ne fark
eder ki? Anlaşılan Arif Dülger Bey o olayları yaşadığı an
yazmamıştır bunları. Böyle olsaydı bu kadar güzel bir şiir çıkmazdı
bu olaydan. Çünkü bu mısralar artık çok özel bir mekan ve zaman
edinmiştir edebiyat dünyasında.
Herhalde pek çok
kez sormuştur şiir yaparken kendine, bu "nasıl" sorusunu kendine
Arif Bey. Bizce Arif Bey pek çok duygusal bir tecrübeden sonra
"nasıl" sorusunu zihninde hayal edip biçimlemiş ve sembollerle imaj
yaratmıştır. Belki de şair soğuk tecrübelere sahip, Veteriner
sokakta; ama esas olan "nasıl" sorusuna verdiği yanıttır. Ayrıca bir
diğer önemli şey Arif Dülger'in bu kıtada sıcaklık ve soğukluk
duygularını ifade ediş şeklidir.
Arif Bey nasıl
yandığına ateş, yakmak, çözülmek, buzlar, kurumak, güneş gibi
sıcaklık duygusuna hitap eden sıcaklık imajı yaratacak sıcak
kelimeler kullanıyor. Nisan yağmurları aşk gibi sembollerle
yangınına bir hafiflik katıp" gözlerim terler, kurumuş gözyaşı gibi
mecazlarla "nasıl" sorusunun cevabını tamamlıyor.
Arif Dülger'e sorulması gereken
soru şu olmalıdır;
Arif Bey, "nasıl" yaptın sen
bunu?
Yine de biz Arif
Dülger'in şu soruları kendine pek çok kez sorduğu inancındayız.
Geçmişi "nasıl"
hatırlarım/güneş "nasıl" kaynatır kanımı/umutlarımı "nasıl"
yaparım/dağlar beni "nasıl" korkutur/ölüm bana "nasıl" dır/ "nasıl"
severim/çiçekler bana sevgiliyi "nasıl" hatırlatıyor/ gurbet bana
"nasıl" zor geliyor/ "nasıl" özlüyorum sılayı/bir çocuğun
gözyaşları, bir annenin feryatları beni "nasıl" üzüyor/zalime
"nasıl" kin duyuyorum/haksızlığa "nasıl" isyan ediyorum/ay "nasıl"
ısıtır yavuklumun yüzünü?
Ancak şair kendine
"nasıl" sorusundan başka soru sormaz demek istemiyoruz. Elbet "kim",
"ne", "niçin", "niye", "neden" gibi daha pek çok soru sorar kendine
şair, fakat biz şiirin oluşumunda "nasıl" sorusunun asıl etken
olduğu kanaatindeyiz. Galiba en iyisi şiiri; Arif DÜLGER’İN ağzıyla
konuşturmaktır;
Şiir bir ateş hasta inlemeleri gözyaşlarında
Bir umut, bir hüzün bir
kış günü eski geceler
Yavru kuşların ısınan
kanatlarında
Sabır çözülür yeniden
kurulan dünyanın yüzünde
Şiir ve ateş yakar bir
beni
Çavuş başı mahallesi
veteriner sokakta"
|