|
ŞİİRDE
RİTİM
Mahmut SÜREYYA
Şiirin tanımına renk ve desen veren ritim, ses özelliklerinin ve
duraklarının belli bir düzende tekrarlanmasından doğan uyumdur. Bu
ses özellikleri, hecelerdeki vurgu, uzunluk, kısalık, kalınlık,
incelik ve yüksekliktir.
Bir olayı ya da
duygu ve düşünceyi alışılmış kalıplar dışında bir estetik kaygı ile
dile getirmeye çalışan şiir için ritim çok önemlidir. Şiiri
oluşturan dizelerin söylenişlerinin kulakta ince, hafif, hoş etki
bırakabilmesi şiire has belli bir melodinin oluşmasını gerektirir..
Ritim, müzisyenin
müziği için ne kadar gerekli ise, az söz dizimiyle çok şey anlatmaya
çalışan şairin şiiri için de en az o kadar gereklidir. Zira şair,
daha önce kimsenin yan yana getirmediği sözcükleri yan yana getiren
onlarla bir melodi bir ritim verebilendir.
şiiri "musiki"
olarak tanımlarken, 'e göre ise şiir "Söz ile musiki arasında ve
fakat sözden ziyade musikiye yakın olan bir lisan"dır. Her iki tanım
da, içerisinde ritmi barındırır.
Ritim, daima
şiirde ve nesirde vardır. Sözün etkisi ve kalıcılığı da sözün
içindeki uyum ritim ve ölçüde saklıdır.
Vezin ve kafiye,
yalnızca şiirin ritminin hazır kalıpları olmakla birlikte, iyi bir
nesrinde kendine özgü bir ritmi vardır. Nesirde ya da şiirdeki bu
ritim adeta bir insanın özgün uyumlu ses tonudur. Başka bir deyişle
parmak izidir.
Kendi ritmini
bulamayan şiir ya da nesir edebi anlamda, herhangi bir resmin
kartpostalı kadar bir değere sahip değildir.
Ritmin birinci
ayağı olan vezindir. Aruzla yazılan şiirlerde açık hece, kapalı
hece; heceyle yazılanlarda ise hece sayısının eşitliği belli
bir melodi oluşturur. Fuzuli'nin
"beni candan
usandırdı cefadan yar usanmaz mı
felekler yandı
ahımdan muradım şem'i yanmaz mı"
şeklindeki
dizelerinde şiire has bir melodi bir ritim var.
Bu
iki şiir tarzında 4 + 3,4+4, 6 + 5, 7 + 7 gibi durakların ritmin
ikinci ayağı olduğunu unutmamak lazım. Halk ozanlarının irticalen
söyledikleri şiirlerin kusurdan uzak olmasında bu durakların önemi
inkar edilemez.
"Kırgın kırgın
bakma/ yüzüme Roza
Henüz dinlemedin/ benden türküler
Benim aşkım sığmaz/ öyle her saza
En güzel şarkıyı/ bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma/ yüzüme Roza"
Sezai Karakoç'un
Mona Rosa isimli şiirindeki 6+5 durağı gibi. Herhangi bir dizeyi 5+6
şeklinde okuyacak olsak şiirin ritmi bozulur büyüsü kalkar.
Ritmin üçüncü ayağı
redif ve kafiyedir. Kafiyeden kasıt, dar anlamda dize sonlarındaki
seslerin aynı olması değildir. Daha geniş anlamda dizeyi oluşturan
kelimelerin gerek kendi arasında gerekse komşu dizeler arasındaki
aynı ya da benzer sesler olarak ele alınmalıdır.
Ümit Yaşar'ın;
"Bir pınarsın
içilen ama hiç kanılmayan
Seveni yanıltmayan sevince yanılmayan
Özlenen sen özleyen sen özleten sen
Varken duyulmayansın yokken dayanılmayan"
Kenan Yaşar'ın;
"bazen evet bazen
hayır bazen dümdüz bazen bayır
sabah yanar cayır cayır geceleri kar bu şehir"
İlk şiir dar
anlamda, ikinci şiir geniş anlamda aldığımız kafiyeye örnek teşkil
eder.
Bununla beraber
kafiye tek başına bir manzumeyi şiir yapamaz.
"Selam verdim
almadılar rüşvet değildir deyü " dizesinde dar anlamda kafiye yoksa
da ilk bakışta dizede özgün bir ritim kendini fark ettirmektedir.
Serbest vezinli
şiirlerin geniş anlamda bu üç ayağı da vardır. Hatta her şiirin
kendine özgü bir vezni, kendine özgü durağı , kendine özgü redif ve
kafiyesi dolayısıyla bütün olarak bir ritmi vardır. Olmak
zorundadır.
Temelde serbest
vezinli şiir diğer vezinli şiirlerin dizelerinin kırılarak yeni
dizeler yapılması suretiyle oluşturulmuştur. Bu anlamda bir çok
şairin şiirlerinin en azından belli bölümleri heceli mısralara
dönüştürülebilir niteliktedir. Örneğin Olcay YAZICI'NIN Sultan ülke
isimli şiirinden bir bölüm:
"Görklü hakan
Bilge beyim
Hilâl desenli heybeyim
At üstünde doğmuşum ben
Cihangir bir göçebeyim
Çeri benim
Eren benim
Çeliğe su veren benim
Yedi iklim-beş kıtadan
Efsaneler deren benim"
Şeklindeki
dizeleri;
"Görklü hakan Bilge
beyim Hilâl desenli heybeyim
At üstünde doğmuşum ben Cihangir bir göçebeyim
Çeri benim Eren benim Çeliğe su veren benim
Yedi iklim-beş kıtadan Efsaneler deren benim"
şekline
dönüştürülebilir. Şair dörtlük ya da beyitle yazılabilecek dizeleri
kırarak ya da bölerek yeni bir form oluşturmuş ama ritmi ihmal
etmemiştir.
Şiirin belli
formlara uygun olması ilk bakışta kristal ince belli bir bardaktaki
tavşan kanı rengindeki çaya benzer. Nasıl çayın sıcaklığı, yoğunluğu
ya da şekeri ancak tadıldığında anlaşılabilirce, şiirin gerçek yönü
de okunduğunda özgün bir melodinin, ritmin varlığının tespitiyle
mümkündür.
Binlerce insanın
binlerce çeşit ortamda binlerce çeşit duygu atmosferinde şiirin
özgün ritmini bulması, şiirin adeta notası durumundaki havayı
yakalaması, şair bekleyen en büyük zorluktur. İsmet Özel, Atilla
İlhan gibi bir çok şairin kendi şiirlerini okuduğu kasetler
çıkarmasının temelinde de şiire yükledikleri ritmi daha bir belirgin
kılma çabası yatmaktadır.
|