|
MEKTUP
(8 Mart 2004
tarihinde Mehmet SOLAK'a gönderilmiştir)
işte bunu söyleme
çatlasın dudakları arzudan
önünde diz çöken harflerin
arasından sızan eczayı sakın
yaralarına sürme
Şiiri tamamlayıp
yazarım, diye düşünmüştüm bu mektubu; ama geciktirmek istemiyorum.
Bu şiir bu haliyle kalabilir. Rahatladım. Şiir benden uzaklaşıyor
diye korkmuştum. Yazdıklarım hakkında başkalarının yargılarını
önemsemiyorum. Canlılığımın uzantısı olarak görüyorum her yazdığımı.
(Sen başkası değilsin. Söylediklerin, yazdıkların da yargı değil.)
Yalnızlıktan
yakına yakına 'heder olacak' ömrümüz. Bu yalnızlığımız, yaşadığımız
yerlerde anlaşabilecek birilerini bulamamaktan kaynaklanmıyor.
Kasıtlı, iradeli tercihimiz yalnızlık. Gittiğimiz her yerde
oluşturacağız onu. Kendisiyle beraber olmaktan sıkıldığımızı, ifade
etsek de bu beraberlikten içten içe haz aldığımızı söyleyebiliriz. O
bizi terk etse bile peşinden gitmek zorunda kalacağız. Bu kendimize
acı çektirmek istediğimizden değil; kendimize, başkalarına
hırpalatmayacak ölçüde değer verişimizden kaynaklanıyor.
Yaşasın
yalnızlığımız!
Peşinde olduğumuz
sükûnettir. Birilerine katlanmamak. Ben sen ikilemine düşmemek.
Seni bu konuda çok
iyi anlıyorum.
Gittikçe kopuyoruz
yaşadığımız ortamdan.
Bayım, ikinci
kitabın, nasıl olur bilmiyorum; ama mutlaka çıkmalı. Şiirin hakkında
ciddi eleştirilerin yapılabilmesi için buna gerek var. Resmi
kurumlarda şiir kitabı yayınlamanı uygun bulmuyorum.
Mehmet'le (Okumuş)
görüşüyoruz. Şiirlerini okuduk. O da beğendi. Özellikle "yokum
sende" yi. Anlaşıyoruz; ama aradaki yaş farkı engel oluyor birçok
şeyi paylaşmaya.
Haydar Ergülen'in
şiirleri beni açtı. Dönüp dönüp okuyorum bazı şiirlerini. "E" nin
Mart sayısında bir yazısı var; henüz okuyamadım.
Bayım, şimdilik
bu kadar. Daha sonra tekrar yazmayı düşünüyorum.
Allah'a emanet ol.
|