Sevgili Dostum;

        Nice zamandır sana yazamıyorum. Her ne sebepten sayarsan say sonuç bu. Yazamadım işte. İnşallah bu uzun zaman aramızı ıratmamıştır.

Dün dosyamı karıştırırken bir mektubun geçti elime. O günlerin duygu atmosferinden olsa gerek, okuyup geçtim. Bir acayip oldum alıp okuyunca. Sanki çok uzaktaymışsın da mektubun ancak gelmiş gibi. Sanki ben kaçmışım o takip etmiş. Sanki yorulmuş benzi solmuş gibi.

Aynı duyguyu bir kez de yıllarımı beraber geçirdiğim bir arkadaşımla nice sonra karşılaştığımda yaşamıştım. O arkadaş tesadüfen değil saçını, başını ağartmak pahasına da olsa beni takip edip bana ancak ulaşmış gibi geldi bana otuz yıl sonra ki hali ile otuz yıl önceki hali bir araya gelince.

Mektubunda pek çok arkadaşın dikkat çektiği bir şeye sen de parmak basmışsın. Şiirlerimdeki tekrar yoğunluğunu  vurgulayıp  sen  de  tekrarlardan  ne  umduğumu  sormuşsun.

Sevgili dostum, ben bu soruya birkaç kez cevap verdim ama bir kez de size yazayım.

Bence şiir dile muhtaçtır. Kelimeler hem anlam yüklenirler hem de anlam üretirler. Şiir de her şey kelimelerle yapılır. Mecazlar, tebliğ/er, imajlar, metaforlar kelimelerle oluştururlur.

Bu oluşumlar ister istemez bir ahenk bir ritim gerektirir. Çünkü şiirin anlamında ritim ve ahenk esastır. Şairin gönlü ise şiire ayarlıdır. Yani şair ahenksel ve ritimsel bir iç dünya taşır. Böyle bir iç dünya ya sahip olmayanların eserleri şiir olmaktan uzaktır.

Anlaşılan o ki her şair" şiir,, nedir? Sorusuna yanıt bulmakla geçirir ömrünü. Şairlerin bu soruya verdiği cevabın kalitesi ile şiir kalitesi aynı anlama geldiği bilinen bir gerçektir.

Şuur melekesine şiirin ne olup olmadığı hakkında yeterli bilgi sunanlar yüksek kalite de şiir elde ederler.

Bende "şiir nedir" ve "nasıl yapılır" sorularını hep sorarım. Hoşuma giden şiirleri incelediğimde gördüm ki kaliteli şiirlerin hepsinde ritim ve ahenk ön plandadır. Dolayısıyla bu durumun şuurumun şiir işlem köşesinde bir yeri olduğunu söyleyebilirim.

Ancak kullanılan dil ve şiir türü bazen ahenk ve ritme zorluk çıkarır. Serbest şiir için ise bu durum daha bir önem arz eder. Şair ister istemez şiirin vazgeçilmez unsuru sayılan ahengi sağlamak için tekrarlardan yararlanmak mecburiyetinde kalır.

Açıkçası, kafiyeli ve vezinli şiirlerdeki vezin ve kafiye kalıpları yerine serbest şiirde tekrarlar kullanmak bir zarurettir.

İyi yapılırsa tekrarlar serbest şiirde kafiye ve vezni aratmaz. Zaten anlam tekrarları şiirin kaynağında şiirle birliktedir. Şiire tat, renk ve ahenk katacak tekrarların şifrelen şaire mısralarda saklı olarak gelir. Şair bu şifreleri algılayabildiği oranda şiirine tekrarlar katar. Bundan da güzel şiirler meydana gelir.

Bu şifreler kimi zaman bir çağlayan ahengi taşır ve şiir o ahengi oluşturacak yapı ister; kimi zaman da bir tenekenin ezilmesinden çıkan seslere dikkat çektiğinden şiir teneke sesi verecek bir yapıya yönelir.

Yani şiirin adını "yağmur" koymakla yağmur şiiri yapılmış olmuyor. Yağmur şiiri yağmur ahengini ve ritmini gerçekleştiren bir form oluşturmuşsa güzeldir. Bunu da serbest şiirde tekrarlar sağlar.

İşte sevgili dostum; bu vesileyle şiirde tekrar sorununu seninle de paylaşmış bulunuyorum.

Sen de eski mektuplara el atıp cevap yazmak isteyebilirsin ama ben senden mürekkebi taze mektuplar bekliyorum. Ayrıca biraz da memleket havası koy zarfın içine. Burnumda tütüp duruyor.

Etem GÜRBUDAK